27. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi, Gazimagusa, Kıbrıs (Kktc), 8 - 12 Ekim 2025, ss.302, (Özet Bildiri)
Amaç: Hipereοzinofili, çeşitli klinik durumların değerlendirilmesi sırasında veya tesadüfi bir bulgu olarak saptanabilir. Alerjik, enfeksiyöz, inflamatuar ve neoplastik hastalıklar dahil çok sayıda durum hiperеοzinofiliye neden olabilir. Hipereozinofili etiyolojisinin saptanamadığı durumlarda ampirik antiparaziter ilaçlar kullanılabilmektedir.
Olgu: Pulmoner nodül nedeniyle göğüs hastalıkları polikliniği tarafından takipli 61 yaş kadın hasta rutin kontrolde yapılan tetkiklerinde hipereozinofili saptanması üzerine genel dahiliye polikliniğine yönlendirilmiş. Hastanın tarafımıza başvurusunda aktif yakınması ve konstitüsyonel semptomları yoktu. Allerjik astım, rinit, ürtiker öyküsü yoktu; bilinen besin veya ilaç alerjisi bulunmamaktaydı. Romatolojik sorgulamasında anlamlı özellik yoktu. Yakın dönemde seyahat öyküsü olmayan hastanın özgeçmişinde hipertansiyon, tip 2 diyabet ve dislipidemi mevcuttu. Soygeçmişinde özellik yoktu. 25 paket yıl sigara öyküsü olan hasta son 6 yıldır sigara kullanmıyordu. Hasta ramipril, metformin, asetilsalisilik asit ve atorvastatin tedavileri altındaydı. Fizik muayenesinde morbid obezitesi mevcuttu. Cilt muayenesinde döküntü saptanmadı. Lenfadenomegali saptanmadı. Solunum, kardiyak ve batın muayenesi doğaldı, hepatosplenomegali saptanmadı. Laboratuvar tetkiklerinde Hgb:14.1 g/dL, WBC:9600/µL, Neut:4100/µL, Lymph:2400/µL, Eozinofil:2300/µL, Plt:235000/µL, ESH:8, kreatinin:0.9 mg/dL, albumin:4.5 g/dL, ALT/AST:10/11 U/L, ALP/GGT:50/9 U/L, LDH:180 U/L, CRP:5 mg/L, ferritin:57 ng/mL olarak sonuçlandı. Tam idrar tetkiki sedimentten fakirdi. Spot idrarda proteinüri saptanmadı. Total IgE düzeyi 35 IU/mL olup normal aralıktaydı. Hastadan 3 gün üst üste gönderilen dışkıda parazit ve selofan band incelemesi negatif sonuçlandı. Dışkı örnekleri verildikten sonra hastaya 3 gün albendazol tedavisi verildi. Bakılan kontrol hemogramda eozinofil düzeyinde azalma görülmedi. Hastanın periferik yaymasında reaktif eozinofiller görüldü. Hastadan gönderilen viral seroloji, ANA ve ANCA tetkikleri negatif olarak sonuçlandı. Triptaz düzeyi normal aralıktaydı. Hastadan FIP1L1, PDGFR-A, PDGFR-B FGFR-1, C-KİT tetkikleri gönderildi, negatif olarak sonuçlandı. Pulmoner nodül öyküsü de olan hastanın yapılan FDG PET BT görüntülemesinde lenfoproliferatif hastalık ve malignite lehine bulgu saptanmadı. Hastaya yapılan kemik iliği biyopsisi ‘’Eozinofil lökositlerin artış gösterdiği hafif hipersellüler kemik iliği’’ olarak sonuçlandı. Hastaya hipereozinofilik sendrom açısından tetkik edilmek üzere elektrokardiyografi, transtorasik ekokardiyografi, solunum fonksiyon testi, gastroskopi ve kolonoskopi tetkikleri yapıldı. Yapılan tetkiklerde hipereozinofilik sendrom açısından anlamlı bulgu saptanmadı. Paraziter infeksiyonlarda gayta incelemelerinin yalancı negatif olma ihtimali göz önünde bulundurularak hastaya albendazol ve metronidazol kombinasyon tedavisi başlandı. Tedavi sonrası bakılan hemogramda eozinofil 600/µL olarak sonuçlandı. Takiplerinde eozinofil düzeyinde artış görülmedi.
Sonuç: Gaytada parazit incelemesinin negatif sonuçlanması parazit enfeksiyonunu dışlatmamaktadır. Özellikle Giardia lamblia ve Strongyloides stercoralis olmak üzere bazı parazitler aralıklı olarak dökülür ve gaytada parazit tespit olasılığı düşüktür. Bu nedenle açıklanamayan bir eozinofili vakası araştırılırken giardiasis olasılığı akılda tutulmalıdır. Albendazol tedavisine dirençli olgularda albendazol ve metronidazol kombinasyonu ile tedavi tercih edilmelidir.
Anahtar kelimeler: hipereozinofili, paraziter enfeksiyon