Fıkıh Usulü Tarihinde Kavramların Mantıkla Kesişimi: Âmm Lafızlar Tümel midir?


Creative Commons License

EVDÜZEN O. S.

NAZARİYAT İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi, vol.9, no.1, pp.1-30, 2023 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

One of the most important issues in the linguistic of u~ūl al-fıqh is āmm expressions. In the early period, existence, definition and signification of āmm expressions have been discussed. After al-Ghazzālī (d. 505/1111), universals that one of the subjects of classical logic, also took their place in the discussion. This article aims to examine the universality of the meaning to which is signified by the ‘āmm expressions and the theoretical problems that lately discussed by legal theorists. The article argues that for the first time, in the history of legal theory, al-Ghazzālī considered āmm expressions, which were elaborated in the language issues of the u ~ūl al-fıqh, as universals, and he posited that generality of the expressions is possible through the language’s being assigned ceto mental images. al-Rāzī (d. 606/1210) and other scholars rejected that āmm expressions denote the universals and also accepted being universals among its individuals. Inheriting from Ibn Sīnā (d. 428/1037), correspondingly, al-Qarāfī (d. 684/1285), Isfahānī (d. 688/1289) and al-Subkī (d. 771/1370) and later scholars considered the expressions as universal propositions. On the contrary to that, Taftāzānī (d. 792/1390) argued that the āmm expressions are universals and whole ( kull). Commentators and glassators of Jam‘al-jawāmi‘ in the later period contended that the āmm expressions are universals, whole and universal propositions.
Fıkıh usulünün dil ve yorum bahislerinde yer alan konulardan biri âmm lafızlardır. İlk dönemlerde umum ifadelerin tanımına, varlığına ve kapsamına dair tartışmalar yer alırken Gazzâlî sonrasında klasik mantığın konularından olan tümeller de tartışmada yerini aldı. Bu makale âmm lafızların gönderimde bulunduğu anlamın tümelliğini sorgulamakta ve klasik sonrası usul düşünürlerinin umum-tümel ilişkisine dair teorik açıklamalarını incelemektedir. Makalenin iddiası şudur: Fıkıh usulünün elfâz bahislerinde ele alınan umum ifadelerin tümellere delâletini savunan ve bunu dilin zihnî suretlere vaz olunmasına bağlayan ilk usulcü Gazzâlî’dir (ö. 505/1111). Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) ve sonraki dönem usulcüler ise âmm lafızların tümelliğini kabul etmemiş sadece fertleri arasında tümel bir anlamın var olduğunu savunmuştur. Aynı düşünceyi devam ettiren Karâfî (ö. 684/1285), İsfahânî (ö. 688/1289) ve Sübkî (ö. 771/1370), İbn Sînâ’nın (ö. 428/1037) etkisiyle umum ifadeleri tümel önermeler olarak değerlendirirken Teftâzânî (ö. 792/1390) kapsam kavramı üzerinden hem tüm hem tümel olarak görmüştür. Her iki farklı anlayışın öğretilerini eklektik bir tavırla inceleyen Cem‘u’l-cevâmi‘ üzerine şerh ve haşiye yazan usulcüler ise tüm, tümel ve tümel önerme olmak üzere üç farklı kabul sergilemiştir.