Doris Lessing’in ‘To Room Nineteen’ (’19 Numaralı Oda’ya’) Öyküsünde Öznel Bireyselliğin Ölümü


Creative Commons License

Akgün B.

Litera "Ölüm" Özel Sayısı, cilt.23, ss.65-82, 2012 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Cilt numarası: 23 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2012
  • Dergi Adı: Litera "Ölüm" Özel Sayısı
  • Sayfa Sayıları: ss.65-82

Özet

Doris Lessing’in, A Man and Two Women (Bir Erkek ve İki Kadın) (1963) adlı öykü kitabında yer alan “To Room Nineteen” (“19 Numaralı Oda’ya”) başlıklı öyküsünde, orta yaşlı, evli ve dört çocuk annesi Susan Rawlings, evliliğini ve evliliğine dair aldığı tüm kararları sorgulamaya başlayınca öznel bireyselliğini yitirdiğini farkeder. Öznel bireyselliğinin ölümüyle birlikte kendisine, kocasına ve çocuklarına yabancılaşması Susan’ı intihara kadar sürükler. Bu makalede, Susan’ın öznel bireyselliğini yitirişiyle ve onun peşi sıra gelen intiharıyla, hem mecazi hem de gerçek anlamda ölümünü ve onu bu duruma ve kaçınılmaz gibi görünen sona sürükleyen nedenleri irdeleyeceğim.

In Doris Lessing’s short story “To Room Nineteen” published in her collection of tales titled A Man and Two Women (1963), when Susan Rawlings, a middle-aged woman, married with four children, starts questioning her marriage and all the decisions she has made regarding her marriage, she realises that she has lost her subjective individuality. The death of her subjective individuality leads Susan to become estranged from herself, her husband and her children and ultimately to commit suicide. In this article, I scrutinize Susan’s death in both metaphorical and literal terms, that is, respectively, her loss of subjective individuality and her eventual suicide, and the reasons that pave the path to this seemingly inevitable end.