The Applicability of Cognitive Metaphor Theory to the Conceptual Analysis of Qur'anic Metaphors: The Case of the Metaphors of Faith and Disbelief (Īmān/Kufr)
Harran ilahiyat dergisi (Online), no.55, pp.495-518, 2026 (TRDizin)
- Publication Type: Article / Article
- Volume: Issue: 55
- Publication Date: 2026
- Doi Number: 10.30623/hij.1854851
- Journal Name: Harran ilahiyat dergisi (Online)
- Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Page Numbers: pp.495-518
- Open Archive Collection: AVESIS Open Access Collection
- Istanbul University Affiliated: Yes
Abstract
In the classical tradition of eloquence (balāgha) and rhetoric, metaphor was regarded as an aesthetic feature of language- an ornamented expression of truth, not truth itself. In Islamic thought and Qur'anic exegesis (tafsīr), however, figurative language (majāz) was debated in depth for centuries in kalām and bayān to uncover meaning beyond literal wording. In the later twentieth century, developments in cognitive linguistics- especially the work of George Lakoff and Mark Johnson- demonstrated that metaphor is fundamental not only to language but to human conceptualization itself. Grounded in cognitive-scientific findings, this approach is here termed Cognitive Metaphor Theory (Conceptual Metaphor Theory; hereafter CMT): the human mind makes sense of abstract, hard-to-grasp phenomena by encoding them through concrete objects of physical experience.Taking metaphor not as a traditional literary art but as an essential element at the foundation of human thought, the study aims to view the Qur'anic address- through the language in which people themselves live- as an interlocutor of everyday life; for the divine address is, at the time of revelation and thereafter, a guide for believers in ordering daily life. Its central aim is to analyze faith (īmān) and disbelief (kufr)- the Qur'an's core concepts- through CMT, and to test its applicability in tafsīr studies. Addressing its audience, the Qur'an presents unseen (ghaybī) and abstract truths such as belief by mapping them onto concrete experiences from the addressed society's mental world.Using document analysis, a qualitative method, the study surveys relevant Qur'anic verses, finding belief concepts built upon four basic cognitive-metaphorical structures that render them concrete. (1) Light and darkness: faith is configured as light (nūr), disbelief as darkness (ẓulma); the principle "knowing is seeing" is elaborated, with guidance (hidāya) as clarity of sight and comprehension, error (ḍalāla) as blindness. (2) Commerce: belief and disbelief are encoded as a commercial transaction governed by profit and loss- believers as those who "trade with God," hypocrites (munāfiqūn) as merchants without insight (baṣīra) who "trade guidance for error." (3) The heart as space: the heart/breast is conceived as a physical room filled with faith or disbelief; faith expands it (inshirāḥ), while disbelief and hypocrisy (nifāq) cause its sealing or contraction. (4) Life and death: faith is paired with biological vitality and responsiveness (hearing and speech), while disbelievers (kāfirūn), though biologically alive, are classed among the dead (amwāt) for unresponsiveness to truth.The study concludes that Qur'anic metaphors are cognitive instruments constructing theological truths, not literary ornament. Systematically analyzing the abstract–concrete relation in the verses, CMT offers a functional analytical mode supporting classical tafsīr methodology. The study determines that CMT, while a powerful tool in Qur'anic research, is of course not a method encompassing every dimension of the divine address. Given these limitations, it proposes research synthesizing CMT with the Islamic sciences' own epistemological frameworks and traditional disciplines of Majāz al-Qur'ān, tafsīr, and balāgha to examine in depth figurative expressions distinctive to the divine language. It argues such work is valuable for fostering more effective intelligibility of the Qur'an in modern societies.
Klasik belâgat ve retorik geleneğinde metafor, dilin estetik bir unsuru olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşıma göre metafor, hakikatin kendisi değil, süslü bir ifadesidir. Bununla birlikte, İslam düşünce geleneğinde ve Kur'ân tefsîrlerinde mecaz, lafzın ötesindeki manayı keşfetmek adına kelâm ve beyan ilimleri çerçevesinde asırlarca derinlemesine tartışılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında bilişsel dilbilim alanında yaşanan gelişmeler, özellikle George Lakoff ve Mark Johnson’ın çalışmaları, metaforun sadece dilde değil, insan zihninin kavramlaştırma süreçlerinde de temel bir mekanizma olduğunu ortaya koymuştur. Bilişsel bilimlerin verileriyle temellendirildiği için çalışmada Kognitif Metafor Teorisi başlığı altında ele aldığımız, Kavramsal Metafor Teorisi olarak da adlandırılan yaklaşıma göre insan zihni, soyut-kavranması güç olan olguları, fiziksel dünyada tecrübe ettiği somut nesneler üzerinden kodlayarak anlamlandırır.Metaforların geleneksel edebi bir sanat olmaktan ziyade, insanın düşünce sisteminin temelinde bulunan aslî bir unsur olduğu kabulünden hareket eden bu çalışma, Kur’ân’ın hitabını insanların bizzat içinde yaşadığı dil vasıtasıyla günlük hayatın muhatabı olarak görebilmeyi hedefler. Zira ilahî hitap, gönderildiği dönemde ve sonrasında inananlara bizzat gündelik yaşamı düzenleme yönünde bir rehberdir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, Kur'ân-ı Kerîm'in en merkezi kavramları olan ‘iman’ ve ‘küfür’ olgularını, George Lakoff ve Mark Johnson’ın geliştirdiği Kavramsal Metafor Teorisi çerçevesinde analiz etmek ve bu teorinin tefsir çalışmalarındaki uygulanabilirliğini test etmektir. Kur'ân-ı Ker’îm, muhataplarına hitâp ederken inanç gibi gaybî ve soyut hakîkatleri, muhatap toplumunun zihin dünyasındaki somut tecrübelerle eşleştirerek sunmuştur.Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanılmış, Kur’ân’da ilgili ayetler taranarak inanç kavramlarının somutlaştırılmasında kullanılan dört temel bilişsel metaforik yapı üzerinden inşa edildiği görülmüştür:1-İman ve Küfür Bağlamında Işık ve Karanlık Metaforları: İmanın nur (ışık), küfrün ise zulmet (karanlık) olarak kurgulandığı bu metaforik yapıda, ‘bilmek görmektir’ ilkesi işlenmekte, hidayet bir göz ve idrak açıklığı, dalalet bir körlük hali olarak sunulmaktadır. 2-Ticaret metaforu çerçevesinde İman ve Küfürde Değer Aktarımı: İnanmak ve inkâr etmek, kâr-zarar dengesi üzerine kurulu ticari bir işlem olarak kodlanmıştır. İman edenler ‘Allah ile alışveriş yapanlar’ olarak nitelenirken, münâfıklar ‘hidayeti verip sapkınlığı satın alan’ basîretsiz tüccarlar olarak tasvîr edilmiştir. 3-Kalp Kavramının Mekânsal İnşâsı: İmanın Kalpte Varlığı: İnsanın kalbi/göğsü, içine imanın veya küfrün dolduğu fiziksel bir oda olarak düşünülmüştür. İman bu odayı genişletirken (inşirâh), küfür ve nifak kalbin mühürlenmesine veya odanın daralmasına neden olmaktadır. 4-Biyolojik Varlık Alanı Olarak İman ve Küfür: Dirilik ve Ölülük Metaforları. İman biyolojik bir canlılık ve tepki verme yeteneği (işitme/konuşma) ile eşleştirilirken, kâfirler, biyolojik olarak yaşıyor olsalar bile, hakikate tepkisiz kalmaları nedeniyle ölüler (emvât) olarak kategorize edilmiştir.Sonuç olarak çalışma, Kur'ân metaforlarının edebî süslemenin ötesinde, teolojik hakikatleri inşâ eden bilişsel araçlar olduğunu göstermiştir. Kognitif Metafor Teorisi, ayetlerdeki soyut-somut ilişkisini sistematik şekilde çözümleyerek, klasik tefsîr usulünü destekleyen işlevsel bir analiz imkânı sunmaktadır. Ayrıca teorinin Kur’ân araştırmalarında güçlü bir analitik araç olduğunu, fakat elbette ilahî hitâbın tüm boyutlarını kapsayacak bir çözümleme yöntemi olmadığını tespit etmiştir. Çalışmamız bu sınırlılıklar ışığında teorinin İslamî ilimlerin kendi epistemolojik çerçeveleriyle, geleneksel Mecâzu’l Kur’ân, Tefsîr ve Belâgat ilmiyle sentezlenerek, ilahî dilin kendine özgü mecâzlarını derinlemesine inceleyebilen yeni araştırma olanaklarını önermekte ve bu yönde ileri araştırmaların modern toplumlarda daha etkili anlaşılabilirlik oluşturması açısından faydalı olduğunu savunmaktadır.