Vankomisine Dirençli Enterokokların Değişken Alanlı Jel Elektroforez Yöntemi İle Klonal İlişkilerinin Araştırılması


Creative Commons License

Sarsar K., Aydın M. D.

33. Ankem Kongresi, Muğla, Turkey, 2 - 06 May 2018, pp.134, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Muğla
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.134
  • Open Archive Collection: AVESIS Open Access Collection
  • Istanbul University Affiliated: Yes

Abstract

GİRİŞ : Dirençli enterokok suşları, antibiyotik kullanımı sonucu intestinal florada baskın hale gelebilmektedirler. Özellikle hastanelergibi yoğun antibiyotik kullanılan ortamlarda dirençli suşların seçilimi sözkonusudur ve bu suşlar doku invazyonuna nedenolabilmekte, çevre floralarına hakim olabilmekte ve duyarlı hastalarda ekzojen enfeksiyonlara yol açabilmektedirler.BULGU: Bu çalışmada; İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım üniteleri ve diğer servislerinde yatan hastaların rektalsürüntü örneklerinden, çeşitli klinik örneklerden ve çevre sürüntü örneklerinden izole edilen vankomisine dirençli enterokok (VRE)suşlarının glikopeptid direnç genotipinin ve izolatlar arasındaki klonal ilişkinin gösterilmesi amaçlanmıştır.Suşların identifikasyonu VITEK 2 GP kartları ile, antibiyotik duyarlılıkları ise VITEK 2 AST kartları ve antibiyotik gradient yöntemikullanılarak belirlenmiştir. Glikopeptid direnç genotipi araştırılmasında çoklu Polimeraz Zincir Tepkimesi(PCR), klonal ilişkininaraştırılmasında ise Değişken Alanlı Jel Elektroforez(PFGE) yöntemi kullanılmıştır.İzole edilen tüm suşlar (n=125) vanA direnç genine sahip Enterococcus faecium olarak tanımlanmıştır. Antibiyotiklere dirençoranları gradient testi ile vankomisine %100, teikoplanine %93,6 oranında bulunmuştur. PFGE yöntemi ile %65 benzerlikte altı tip(ana tip A, minör tipler B-F), bu tiplerin de %100-90 benzerlikte 50 alt tip içerdiği, en büyük grubun 37 alt tipte 108 suşu barındıranA ana tipi olduğu ve özdeş ya da yakın ilişkili, 22 suş içeren A7, 12 suş içeren A18 ve 9 suş içeren A20 olmak üzere üçpredominant alt tip varlığı tespit edilmiş ve VRE suşlarının poliklonal olduğu görülmüştür. Suşların izole edildiği birimlerde farklı alttipler görüldüğü gibi farklı birimlerde aynı alt tipler de görülmüştür.SONUÇ: Bu sonuçlar hastanemizde VRE varlığının zaman zaman yeni suşlar eklenerek devam ettiğini düşündürmekte ve hastanekaynaklı VRE enfeksiyonları açısından risk varlığını göstermektedir. Karşılaşma olasılığımızın yüksek olduğu bu durumun hasta-personel-hastane üçgeninde ciddi sorunlar yaratmaması için enfeksiyon kontrol önlemlerinin eğitimden uygulamaya kadar heraşamasına dikkat edilmesinin gerektiği düşünülmektedir.