Büyük Şehrin Yalnız Sakini: Alman ve İngiliz Modernist Romanında 1930'lar Berlin'i


SUNAR H. Ş. , Bilge F. Z.

CONGIST '19: İstanbul Üniversitesi Edebiuyat Fakültesi II. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi, İstanbul, Türkiye, 18 - 20 September 2019, ss.76

  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: ss.76

Özet

 

BÜYÜK ŞEHRİN YALNIZ SAKİNİ:

ALMAN VE İNGİLİZ MODERNİST ROMANINDA 1930’LAR BERLİN’İ

 

F. Zeynep BİLGE / Şebnem SUNAR

 

ÖZET

20. yüzyıl modernizminin coğrafyaları büyük şehirlerdir. Baudelaire’in Paris’i, Dostoyevski’nin Petersburg’u, Freud’un Viyana’sı, Kafka’nın Prag’ı gibi Berlin de 20. yüzyılın cazibe merkezlerinden biridir. Berlin’in iki dünya savaşı arasında sunduğu imge çokkatmanlı, kozmopolit bir şehrin görüntüsüdür. Daha 1. Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Berlin, modern çağın başat özelliği olarak kendini dayatan toplumsal düzensizliğin odak noktasıdır. Savaştan yenik çıkan Wilhelm Almanya’sı dağılmış, monarşik iktidarın sınıfsal istikrara dayanan yapısı yerini kimliklerin bulanıklaşıp rollerin değiştiği yeni, çoğunlukla da kaotik bir toplumsal alana ve bu alanın içinde hareket eden insanlara bırakmıştır.

Bu çalışma, böylesi insan imgeleri üzerinden 1930’lar Berlin’inde gündelik yaşam deneyimlerine ve bu deneyimlerin toplumsal dinamikler içindeki rolüne iki farklı ulusal edebiyatın, Alman ve İngiliz edebiyatlarının penceresinden bakacaktır. Irmgard Keun’un Yalancı İpek Kız’ı ile Christopher Isherwood’un Hoşça Kal Berlin’i, Weimar Cumhuriyeti’nin çöküş dönemiyle eşzamanlı Nasyonal Sosyalizm’in yükselişine ve bununla beraber Berlin’in geçirdiği dönüşümün boyutlarına şahitlik eder. Yalancı İpek Kız’da genç bir Alman kadının deneyimleri ile Hoşça Kal Berlin’de orta yaşlı bir İngiliz erkeğinin yaşantıladıkları arasındaki benzerlikler/farklılıklar, 1930’lar Berlin’inin kapsamlı bir portresini çizer. Bu iki romanı şehir-birey etkileşimi bağlamında tartışmak, iki savaş arası modernizmin kıskacındaki bu büyük şehrin, sakinlerini (ister yabancı ister Alman olsun) ötekileştirdiğini göz önüne sermektedir.

Anahtar Kelimeler: modernizm, büyük şehir, birey, Berlin, Weimar Cumhuriyeti, Irmgard Keun, Christopher Isherwood