Kamu İhale Sözleşmelerinde Mücbir Sebep Rejiminden Olağan Feshe Dönüşün Sınırları: 4735 Sayılı Kanun ve 2020/5 Sayılı Genelge Çerçevesinde Bir Değerlendirme


Creative Commons License

Kalanyuva E.

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt.12, sa.2, ss.645-663, 2026 (TRDizin)

Özet

4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 10. maddesinde mücbir sebep olarak kabul edilecek haller sayılmış; ancak bunlardan birinin gerçekleşmesi durumunda sözleşmenin hangi usûle göre uyarlanacağı ya da feshedileceği açıkça düzenlenmemiştir. Ayrıca yüklenici tarafından yapılacak başvurunun hukuki niteliği ile bu başvuruda mücbir sebep bildirimine ek olarak süre uzatımı veya fesih talebinde bulunulmasının gerekip gerekmediği de uygulamada tereddüt doğurmaktadır. Öyle ki, mücbir sebepten ötürü yükleniciye tanınan ek süre sonunda taahhüt konusu işin bitirilmemiş olması halinde, sözleşmenin hangi hukuki rejime göre feshedileceği ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Mücbir sebep başvurularında artış görülen Covid-19 pandemisi esnasında çıkarılan 2020/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi mevcut belirsizlikleri bütünüyle gidermemiş; aksine başka sorunları beraberinde getirmiştir.

Bu çalışma, yüklenicinin mücbir sebep başvurusunun esasında süre uzatımı ya da fesih talebinden önce gelen bağımsız bir aşama olduğunu; bu başvuru üzerine idarenin öncelikle sözleşmenin mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla süre uzatımı veya fesih talebi, bu aşama için zorunlu bir unsur değildir. Çalışmanın temel tezi, mücbir sebep başvurusu kabul edilerek sözleşmenin süre uzatımı kararıyla uyarlanması üzerine, taahhütedilen iş hâlâ yerine getirilmemişse, idarenin doğrudan 4735 sayılı Kanun’daki olağan fesih rejimine dönemeyeceği yönündedir. Zira yükleniciye ek süre tanınması, sözleşmenin mücbir sebep şartlarına uyarlanması anlamına gelmektedir. Bu durumda, öncelikle mücbir sebep etkisinin devam edip etmediği, ardından taahhüt edilen işin ek süre sonunda yerine getirilmemesinde yüklenicinin kusuru araştırılmalıdır. Bu araştırmanın yapılmaması, sadece sözleşmeye uygulanacak fesih rejimini değil; aynı zamanda kamu ihale hukukuna özgü yaptırımların hukuka uygunluğunu da doğrudan etkileyecektir.

Article 10 of the Public Procurement Contracts Law No. 4735 enumerates circumstances that may qualify as force majeure but does not regulate how a contract is to be adapted or terminated when one occurs. Uncertainty surrounds the legal nature of the contractor’s application and whether it must include, alongside a force majeure notification, a request for an extension of time or termination. Another issue is the legal regime applicable where the work remains incomplete at the end of the additional period granted on force majeure grounds. Presidential Circular No.2020/5, issued during the Covid-19 pandemic amid a rise in force majeure applications, did not eliminate these uncertainties and generated new problems. 

This study argues that the contractor’s force majeure application constitutes an autonomous stage preceding any request for an extension of time or termination, at which the administration must assess the contract’s status and future. Accordingly, such a request is not mandatory. The central thesis is that, once the application is accepted and the contract is adapted to force majeure conditions through an extension, the administration may not revert to the ordinary termination regime under Law No. 4735 merely because performance remains outstanding. Since granting additional time amounts to adapting the contract, the administration must determine whether the effects of force majeure continue and examine whether the contractor is at fault for non-performance within the extended period. Failure to conduct this inquiry would directly affect both the applicable termination regime and the legality of public procurement sanctions.