Türkiye Cumhuriyeti İstanbul Şehremaneti Mecmuası’na Göre: İstanbul’un İaşe Meseleleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Metin GÖKBAŞ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Ercümen BALCI

Özet:

İstanbul, coğrafi konumu ve eşsiz güzellikleri yanında, dünyanın en uzun süren imparatorluklarına başkentlik etmesinin de getirmiş olduğu cazibeye kapılanların, yönetmek, çalışmak ve aynı zamanda yaşamak istediği bir kent idi. Bu özelliklerinin etkisiyle de kısa zamanda çağdaşı olan dünya kentleri arasında en çok nüfus barındıranlardan biri haline gelmişti. Türkler'in fethini takibeden yüzyıllarda cazibe ve refahı arttıkça, nüfusu da birbuçuk milyona dayandı. İstanbul'un bu özelliği sadece refah dönemleri için değil, kriz ve savaş dönemlerinde de geçerliydi. Yoğun nüfus, aynı zamanda şehrin iaşe sorunlarının da sürekli birinci öncelik olması anlamına geliyordu. Sanayi devrimi öncesinde dünyanın büyük kentlerinin en büyük derdi şüphesiz ki iaşe meselesiydi. Roma ve İstanbul gibi büyük kentlerin idarecileri, kuruluşlarından itibaren barındırdıkları devasa nüfusun doymak bilmeyen bir vücut misali iştahını ve ihtiyaçlarını ifade eden iaşe meselesini çözmeyi birinci öncelikleri saymışlardır. İaşe sorunlarının başında yeterince yiyecek ve yakacak temin edilememesi geliyordu. Temel gıda maddelerinden yağ, un, et, tuz ve sair gıda ürünleri kadar önemli olan yakacak odun-kömür temini için devletin daima piyasalara müdahalalerde bulunması bir zorunluluktu. Devlet, mal fiyatlarını kontrol etmek amacıyla iaşe maddelerine ve özellikle de gıda maddelerine "narh" uygulamaktaydı. Narh uygulamasından hoşnut olmayan tüccar, bir tepki olarak hemen piyasadan mallarını çekerek, karaborsada daha yüksek fiyatlarla satmak amacıyla stoklamaya çalışıyordu. Vurguncu olarak nitelendirilen bu kişilerin serbest piyasada mallarını fahiş fiyatlardan satma girişimlerine karşın devletin denetimi, üreticiden tüketiciye kadar her aşamada kendini göstermiştir. Vurguncularla mücadele amacıyla çok sayıda hukuki düzenleme yapılmıştır. Kaçakcılık ve vurgunculuğun önlenmesi için "Men'i İhtikâr Yasası" adıyla çıkarılan hukuki düzenleme de buna örnek olarak gösterilebilir. Belediye, çıkarılan kanunları uygulamaya koyarak, halkın sağlıklı ve ucuz bir şekilde beslenmesine çalışıyordu. Bu mücadeyi organize etmek ve problemleri çözmek adına birçok resmi kurumlar oluşturulmuşsa da bu kurumlardan birçoğu netice vermeden kapanmakta; hemen ardından yerlerini yenileri almaktadır. Amaç, şehrin iaşesi gibi hayati bir konuda her daim tedbirli ve hazırlıklı olabilmekti. Bu çalışmada, İstanbul'un iaşe meseleleri ve idarecilerin çözüme dair çabaları incelenmektedir. Tezimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarından ikinci dünya savaşının başlangıcına kadar geçen süreyi kapsamaktadır. Çalışmamızın esasen temel kaynağını, İstanbul haberlerini en iyi yansıtan yayınlardan biri olan Şehremaneti Mecmuası'nın 1924-1939 yılları arasındaki nüshaları oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul, İaşe, Nüfus, Vurgunculuk, Narh.