Nıetzsche'nin Roberto Esposito ve Vanessa Lemm'in olumlayıcı biyopolitika perspektifi üzerindeki etkisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KARDELEN AYDEMİR

Danışman: Nedim Yıldız

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tezin amacı Çağdaş biyopolitika tartışmalarına olumlu bir bakış açısı geliştiren Roberto Esposito ve Vanessa Lemm'in bu perspektifleri geliştirmelerinin temelindeki Nietzsche etkisini ortaya koyarak çağdaş olumlayıcı biyopolitika tartışmaları literatürüne katkıda bulunmaktır. Nietzsche'nin özellikle ilk dönem felsefesinde okunan bağışıklık teması Esposito'nun olumlayıcı biyopolitika kavrayışının çıkış noktası olmuştur. Bağışıklık fikri modernizmle birlikte artık doğrudan insan bedenini kendine konu edinmesi anlamına gelen biyopolitikanın kendi egemenliğini sürdürmek amacıyla yaşamı kontrol altına alma yöntemidir. Esposito bu bağışıklık (immunitas) paradigmasını çözümleyerek ve Foucault'un felsefesinde net olarak belirtmediği ve sıklıkla birbirinin yerine kullandığı biyoiktidar ve biyopolitika kavramlarını, yaşam üzerindeki güç anlamındaki iktidar ile yaşam politikası arasında net bir ayrım çizerek yaşam politikası temelinde yaşamı kontrol altına almayan olumlu bir biyopolitikaya olanak açacaktır. Bağışıklık (immunitas) fikrini topluluk (communitas) fikri ile linguistik bir dönüşüme uğratan Esposito, yaşam üzerine tahakküm fikrini topluluk ve adaletin tesisine yönelik olumlayıcı bir biyopolitikaya dönüştürmesi bakımından diğer biyopolitika düşünürleri arasında ön plana çıkacaktır. Çıkış noktası Nietzsche felsefesinde hayvan teması olan Lemm ise kültür ve uygarlık arasındaki karşıtlıktan hareketle öncelikle insanlık kavramının uygarlık tarafınca nasıl icat edildiğini ortaya koyar. Ardından kültür kavramının hayvan yaşamındaki çokluğu ve yaratıcılığı temsil etmek üzere insanın özgürlüğü ve yaratımı onaylayan bir yaklaşım ile uygarlık tarafından sınırlandırılmadığı hayvan yaşamına dönüşü biçiminde ele alarak yaratıcı kültürün politikadan ayrı düşünülemeyeceğini ifade eder. Uygarlığın kurduğu insan, hayvan ve iktidar arasındaki hiyerarşiyi yok etmeyi öneren Lemm bu fikri ile her türlü yaşamı olumlayan bir haklar söyleminin geliştirilmesi ve hayvan yaşamının tekil biçimlerinin yaratılması bakımından olumlayıcı biyopolitika için oldukça önemli ve etkili bir adım atacaktır.