Ahlaki seyirci ve ahlaki uzaklaşma mekanizmalarının diyalojik ahlak perspektifi ve ilişki modelleri kuramı çerçevesinde incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİKE ŞAHİN

Danışman: SEVİM CESUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Diyalojik Ahlak Kuramı, İlişki Modelleri Kuramı ve Ahlaki Uzaklaşma Stratejileri perspektifinden, bireylerin ahlaki bir olayın faili olduklarında ahlaki yargılarını şekillendiren diyalojik unsurları ve kendi ahlaki failliklerini nasıl değerlendirdiklerini araştırmaktadır. Tappan'ın geliştirdiği Diyalojik Ahlak Kuramı'na göre, bireyler ahlaki kararlarını zihinlerinde yer alan diğerinin konumuyla kurdukları içsel diyaloglar aracılığıyla gerçekleştirirler. Day, Tappan'ın bu görüşlerini destekleyerek bireylerin zihindeki bu kişi ya da kişilerin "ahlaki seyirci" olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda mevcut çalışma, öncelikle bu kuramsal açıklamaları incelemeyi ve ardından ahlaki seyircilerin farklı ilişki modellerinde sabit mi yoksa değişken mi olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca gündelik hayatta ahlaki olmayan davranışların varlığı göz önünde bulundurularak, Bandura'nın Ahlaki Uzaklaşma Stratejileri üzerinden bireylerin ahlaki fail oldukları durumları nasıl değerlendirdiklerinin de incelenmesi amaçlanmıştır. Mevcut araştırma iki çalışmadan oluşmaktadır. İlk çalışmada 11 katılımcıyla (6 kadın, 5 erkek) kendi yaşamlarında gerçekleştirdikleri ve kendilerinin fail olduğu ahlaki ihlaller hakkında derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler konumlandırma teorisi çerçevesinde anlatı analizi ile incelenmiştir. Analiz sonuçları katılımcıların ahlaki ihlal olay örgülerinde güveni zedeleyen ve bakım etiğini ihlal eden eylemlerin öne çıktığını göstermiştir. Ayrıca katılımcıların, suçluluk, kaygı ve utanç gibi yoğun duygular deneyimledikleri ve ahlaki kimliklerini korumak için çeşitli ahlaki uzaklaşma stratejileri kullandıkları belirlenmiştir. Bu stratejilerin yalnızca dışsal ve öz kınamayı azaltmadığı, aynı zamanda olumlu benlik algısının sürdürülmesine hizmet ederek ahlaki kimliği yeniden inşa etmelerine olanak sağladığı gözlenmiştir. Bir diğer bulgu ise katılımcıların zihinlerinde var olan yargılayıcı konumlardır ve bu konumlar ahlaki seyircileri içermektedir. Bu bağlamda ahlaki seyirciler hem bireyin kendisini hem de sosyal çevresindeki önemli diğerlerini (ebeveynler, arkadaşlar, dini figürler) kapsamaktadır. İkinci çalışmada ise, İlişki Modelleri Kuramı doğrultusunda kurgulanan senaryolar aracılığıyla, ahlaki seyircilerin ilişki modellerine ait ilişki motivasyonlarına göre değişkenlik gösterip göstermediği araştırılmıştır. Çalışma, ilk çalışmaya katılan 11 katılımcıyla beş ilişki modeline karşılık gelen varsayımsal senaryolar temelinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar önce sesli düşünme görevini tamamlamışlardır. Ardından her bir katılımcıyla beş senaryo hakkında derinlemesine bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tüm katılımcılar çalışma boyunca gündelik hayatlarında karşılaştıkları ahlaki ihlallerle ilgili günlük tutmuşlardır. Elde edilen veriler nitel bir analiz yöntemi olan tematik analizle incelenmiştir. Tematik analiz sonuçlarına göre her bir ilişki modelinin ihlalinde ortaya çıkan "ahlaki ihlalin koşullu gerekçelendirilmesi: Kabul edilebilirliği/edilemezliği, ahlaki ihlalin bireysel-ilişkisel ve toplumsal sonuçları, değerler: Ahlaki kimliğin değer temelli sunumu, ahlaki ihlalin gerekçelendirilmesi: Meşrulaştırılması, kınama içeren duygular ve telafi" olmak üzere altı tema elde edilmiştir. Bu temalar bütün olarak, bireylerin ahlaki ihlalleri yalnızca eylemin kendisine değil, bağlama, değerlere, ilişkisel sorumluluklar veya duygular gibi çok boyutlu bir şekilde değerlendirdiklerini ve bu süreçte kendi ahlaki kimliklerini aktif biçimde inşa ettiklerini ortaya koymaktadır. Ayrıca bulgular, önemli diğerinin sabit seyirciler (örneğin ebeveynler, dini figürler) olduğunu, bu sabit seyirciler arasında bireyin kendisinin de yer aldığı ancak günlük yaşam olaylarında duruma göre değişen seyircilerin de var olduğunu göstermektedir.