1980 sonrası Türkiye'de post-Kemalist paradigmanın inşası: Resmi ideolojinin hegemonik dönüşümü
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HALİL İBRAHİM KILIÇ
Danışman: Güven Gürkan Öztan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Post-Kemalizm kavramı literatürde, Kemalizm, resmî ideoloji ve Erken Cumhuriyet Dönemini eleştirel perspektiften inceleyen akademik çalışmalar ile Türkiye'de demokratikleşmeyi konu alan kamusal-entelektüel çalışmaların bütününe atıfla kullanılmaktadır. Akademik ve kamusal alanlarda üretilen post-Kemalist argümanlar, 1990'lı yıllarda siyasal görünürlük kazanarak da popülerleşmiştir. Esas olarak 1980 öncesi Türkiye'de hegemonik niteliğe sahip olan yaklaşımlardan farklı olarak, küreselleşme ve yeni sağın yükselişiyle konjonktürel olarak değerlenen liberal kavram setini analiz çerçevesine alan post-Kemalizm'in, modern Türkiye tarihi çalışmalarında bir paradigma kaymasını/epistemolojik kopuşu ortaya çıkardığı ileri sürülmektedir. 12 Eylül Askeri Darbesi de tepkisel bir karşılıkla post-Kemalist söylemi, neo-Kemalist siyasal pratiklerin karşısında konumlandırarak, Kemalist paradigmayı ve resmî ideolojiyi aşma iddialarını güçlendirmiştir. Türkiye'de post-Kemalist paradigmanın ortaya çıktığı 1980'li yıllar, dünyada refah devletine karşı otoriter-popülist bir reaksiyon ile neo-liberal dönüşümün yaşandığı yıllar olduğu kadar, yeni bir siyasal kültürü bununla birlikte tamamlayan post-modernizmin de değer kazandığı yıllar olmuştur. Ulusal kalkınmacılığın gerilediği, ulus-devlet sisteminin çözüldüğü, post-modernizm ile kimlik siyaseti ve yeni toplumsal hareketlerin yükseldiği, örgütlü modernliğin çözüldüğü bu dönem, post-Kemalist paradigmanın inşasında belirleyici rol oynamıştır. Bob Jessop'ın devlet teorisi bağlamında incelendiğinde, Türkiye'de neo-liberal devlet inşası ve sermayenin uluslararasılaşması sürecinde ekonomi alanıyla sınırlı kalmayan politik, toplumsal ve ahlaki bir hegemonik dönüşümün hedeflendiği gözlemlenmektedir. Öyle ki Jessop, hegemonik projelerin, toplumsal reform, politik istikrar ve ahlaki yenilenme gibi ekonomi dışındaki çeşitli hedefleri kapsadığını belirtmektedir. Bu bakımdan, Türkiye'nin neo-liberal dönüşümü ve küresel kapitalizm ile eklemlenmesindeki politik ve toplumsal hedeflerin belirlenmesinde, Kemalist paradigmayı ya da Kemalizm'e atfedilen politikaları aşmayı hedefleyen yaklaşımların da ortaya çıktığı söylenebilir. Post-Kemalist paradigmaya dahil olan ekonomi-politik yaklaşımların da ana hedefi Türkiye'de burjuvazinin neden gelişmemiş olduğunu ve dolayısıyla Türkiye'de piyasa mekanizmalarının neden ve nasıl kurulması gerektiğini gerekçelendirmek ve açıklamak olmuştur. Bu bağlamda, devlet-toplum ilişkilerine dair yeni yaklaşımlar geliştiren post-Kemalist paradigmanın, demokratikleşmenin siyasal liberalizm ile özdeşleştirildiği söylemi temel alarak, Türkiye'nin içinde bulunduğu neo-liberal hegemonik dönüşüm projesinin düşünsel arka planını oluşturduğu ileri sürülebilir.