Bir Kadınefendinin Portresi: Servetseza Kadınefendi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Aytül Develi
Danışman: Arzu Terzi
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada Sultan Abdülmecid'in Baş Kadınefendisi Servetseza Hanım'ın hayatı ele alınmış, modernleşmeye çalışan bir toplumun aynası olarak biyografisinin genel bir resmi elde edilmeye çalışılmıştır. Kökeni ve Saray'a hangi yolla ne zaman girdiği konusunda resmî bir bilgi bulunmayan Servetseza'nın bundan sonraki hayatı hakkında bildiklerimiz de oldukça sınırlı olup daha çok resmî belgelere aksetmiş masraf defterleri, kişisel yazışmalar ve Saray'ın günlük hayatına dair kayıtlardan ibarettir. Çalışmada arşiv kaynakları titizlikle taranarak Baş Kadınefendi'ye dair kayıtlar toplanmıştır. Abdülmecid'in hayatta olduğu dönemde rahat yaşayan ve geniş imkânlara sahip olan Servetseza'nın eşi Sultan Abdülmecid'in vefat etmesinden sonra alışageldiği üst sınıf hayat tarzını ve sahip olduğu statüyü korumak için Galata Bankerlerine borçlanmak, mücevherlerini rehine vermek, hatta kendine ait bağda yetişen ürünlerini satmak zorunda kaldığı görülmüştür. Modernleşmenin getirdiği bir yanı geleneksel bir yanı alafranga hayat tarzı Servetseza'nın bütün yaşamının ana rengi gibi görünür. Serverseza'nın çocuğu olmamış, ancak Sultan Abdülmecid'in diğer kadınlarından olup da anneleri vefat etmiş olan üç çocuğuna validelik etmiştir. Sultan Abdülmecid'in vefatından kısa bir süre önce Bâlâ Tekkesi'ne intisap eden Kadınefendi'ye Şeyh Ali Efendi'nin yazdığı mektuplar Kadınefendi'nin manevi dünyası ile ilgili bilgiler verirken, Saray-Tekke ilişkileri hakkında da bizleri aydınlatmaktadır. Servetseza vefat ettikten sonra, muhallefatı, mücevherleri ve ödenemeyen borçları sebebiyle arşiv kayıtlarında varlığını sürdürmüştür. Çalışmada Servetseza Kadınefendi'nin borçlarının, muhallefatının satılmasıyla kapatılması hakkındaki belgeler takip edilmiş, 1910 yılında evlatlığı olan Sultan Mehmet Reşad'ın valideliğinin kabrini ziyaretiyle bu kayıtlar sona ermiştir.