Ortotopik karaciğer transplantasyonunda intraoperatif hemodinamik takipte "pulse konturu" analizinin yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2012
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜNYAMİN KARASU
Danışman: Ali Emre Çamcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde pek çok seçkin merkezde uygulanan karaciğer transplantasyonu operasyonu, terminal dönem karaciğer yetmezlikli hastalara, genellikle alternatif bir başka tedavi yöntemi kalmadığı zaman uygulanmaktadır. Hematolojik, endokrinolojik, immunolojik ve metabolik pek çok fonksiyonu mevcut olan karaciğer dokusunun yetmezliğinin ortaya çıkardığı pek çok patolojiye ek olarak sirotik karaciğerin diseksiyonu, yerinden alınarak donör karaciğerin yerleştirilmesi ve uygun damar ve safra yollarının anastomozlarının tamamlanması olarak özetlenebilecek olan karaciğer transplantasyonu operasyonunun ortaya koyacağı hemodinamik dalgalanmalar son derece büyük boyutlu ve ani gelişim gösteren değişimlerdir. Buna rağmen henüz bu operasyon esnasında sistemik arteriyel kan basıncının sürekli ölçümü dışında kesinleşmiş bir takip kriteri bulunmamaktadır, ancak kardiyak dolum basınçlarının ve kardiyak fonksiyonların takibi elzemdir.Bu operasyonlarda kardiyak fonksiyonların takibi ve hemodinamik anestezi yönetimi için pulmoner arter kateteri kullanımı uzun süredir uygulanmakta olan bir yöntemdir. Ancak günümüzde daha az invaziv olan yöntemlerin kullanımı gündeme gelmiştir. Çalışmamızda bu yöntemler arasında kardiyak fonksiyonların takibi ile beraber vücut sıvı hacimleri hakkında da bilgiler veren PiCCO sisteminin pulmoner arter kateteri tekniği ile beraber kullanıldığı transplantasyon hastalarında kardiyak output hesaplaması için yapılan kalibrasyonun operasyonun safhalarıyla beraber tekrar gerekli olup olmadığını saptamaya çalıştık.Operasyonun başlangıcında (t0), portal venin klempe edilmesiyle beraber (t1), portal venin deklempe edilmesiyle beraber (t2) ve operasyon sonlandırılırken (t3) yapılmış olan ölçümlerin yorumlanması ile büyük hemodinamik değişimleri takiben puls kontur yöntemi ile elde edilen verilerin transpulmoner termodilüsyon verilerinden anlamlı olarak farklı olduğu görülmüş ve sistemin, dolum koşulları ve vasküler direncin ani ve büyük değişikliklerinde yeniden kalibre edilmesine ihtiyaç duyulduğu kanaatine varılmıştır.