Bir kültür hegemonyası olarak roman sanatı
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MAHMUT ŞENOL
Danışman: İlker Aktükün
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:On sekizinci yüzyılda yükselişe geçen roman sanatının bir burjuva icadı ve eğlencesi olduğu öteden beri söylene gelir. Romanın sıradan bir eğlence aracı olmaktan daha fazla ideolojik, siyasal, sosyal bağlamda işlevleri bulunduğuna ilişkin özellikle edebiyat sosyolojisi adıyla bilinen disiplinde çeşitli araştırmalar değişik disiplinleri kapsayacak biçimde yapılmakta, roman olgusu üzerinde türlü yaklaşımlar elde edilmektedir. Elimizdeki bu tez çalışması da bu amaca yönelecektir. Yine romanın Batı Kültürünün bir ürünü olduğu, Cervantes'in Don Kişot eseri başlangıç kabul edilerek gösterilir. Romanın günümüz kitle ve popüler kültürü karşısında gerilediğine, önemini yitirdiğine dair tartışmaların sürdüğü de biliniyor. Sosyal medya ve internetin hızlı tüketimi ve kullanışlı oluşu bu savları bir ölçüde doğru çıkartıyorsa da hâlen roman, bir olayın veya olayların hikâyesi peşinde bir izi sürmek için değil, romandaki kahramanları çözümlemek amacıyla biricik zihin okuma yönteminden, açığa çıkartma eyleminden mutlu olan okurun nezdinde önemini koruyor. Roman, Avrupa'da feodal çağların sonunu getirecek olan modernleşmeci, dönemine göre ilerici ve toplumun bütün kesimlerince merak uyandıran yeni sınıfın, burjuvazinin ideolojisini kurduğu kültür temelleri arasında başı çeken bir anlatı ve edebî tür olarak siyasal bilimin her zaman ilgisine bu yüzden mazhar olur. Zira burjuva ideolojisi, romanın ortaya çıkışıyla; 1) hizmet ettiği sosyal sınıfın varoluşuna ait epistemolojik çerçeveyi oluşturması için mükemmel bir fırsata dönüşmüştür; 2) bu yeni sınıfın ekonomik üstünlüğüne paralel süren toplumu yönetmeye aday olan ideolojisi ve kültür kodlarını kurmak üzere roman mükemmel ve kullanışlı bir vasıtaya çevrilmiştir. Romanın bu araçsal yapısı burjuvazinin kültür hegemonyası kurmakta kaçırılmaz fırsatına dönüşür. A.Gramsci'nin 'hegemonya, organik ve muhalif aydınlar, kültür varlıkları ve iktidar' tezleri çerçevesinde değerlendirilince roman burjuvazinin referanslarının edebî biçimidir. Homo Sapiens türünün bütün özelliklerini âdeta varlığında holistik olarak gösteren Robinson Crusoe'nun homo faber, homo creator, homo economicus, homo habilis, homo discens, homo domesicus, homo religiosus oluşu romanda hayret uyandıran özelliklerdi ve Batı'nın Modern Mitleri arasına burjuvazi tarafından liberal insan tanımına ait referans biçimiyle derhal dahil edildi. Bu örneğin gösterdiğince, roman ve sunduğu, bizlere tanıttığı kahramanları siyasal yüklemleri, sorumlulukları ve görevleri olan araçlardır. Modern burjuva toplumunu yaratmak üzere müşterek sosyal rızaya, kültürel anlamıyla otoriteye rıza göstermeye araç olması bakımından, salt Robinson Crusoe dahi, tek başına, roman kahramanı olarak işlevseldir. Romanın, yeni kültürel fenomenlerin kitlesel gücü karşısında kendisine ait eski kütüphanesine geri çekildiğini söylemek mümkün görünüyor. Nitekim burjuvazinin küresel üstünlüğü, yeni orta sınıfların yaygınlaşması, yirminci yüzyılda yenilgiyle sonuçlanan Sovyetler ve Sol tecrübeye ilişkin "Elveda Proleterya" denildiği gibi işçi sınıfının enternasyonalist gücünü kaybetmesi, burjuva romanına yönelik bir anti-tezin, en azından şimdilik, var olma imkânlarını da ortadan kaldırıyor. Bu yüzden roman siyasal kültürün bir parçası olmak özelliğini burjuvazinin varlığıyla hâlen sürdürebiliyor. Bu çalışmanın tezi, burjuva romanının roman kahramanları açısından siyasal-sosyal psikoloji boyutunda bir araştırmaya dayanıyor. Roman aracılığıyla kurulan kültür hegemonyasının kökenlerini tarihsel sosyoloji metoduyla açıklamayı ve nihayet burjuva romanına karşı yeterli ve karşılık gelebilecek güçte bir işçi sınıfı romanının bulunamayışına ait görüşlerin belirlenerek, bundan sonrasına ilişkin muhtemel sonuçları vurgulamayı amaçlamaktadır.