Sel ve Taşkın Afetlerine Bağlı İçme ve Kullanma Suları İle Meydana Gelen Hastalıkların Halk Sağlığı Üzerindeki Etkileri: İstanbul, Silivri Örneği.


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Sinan KÜTÜK

Danışman: Hüseyin Turoğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada doğa koşulların insan sağlığı üzerindeki etkilerinin uygulamalı bir analizi yapılmıştır. Doğanın, insanların yaşam koşullarında ve daha da özelinde sağlık koşullarında etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Bu durumu test etmek amacıyla meydana gelen bir sel ve taşkın afetinin öncesi ve sonrasına ait su ile bulaşan hastalıkların miktarı araştırılmıştır. Çalışma sahası olarak belirlenen yer İstanbul ili Silivri ilçesinin merkezini drene eden Tuzla (Fener) ve Kayalı (Boğluca) deresi havzalarıdır. Bu havzalarda 2007 ve 2009 yıllarında bölgede yıkıcı etki yaratan bir sel ve taşkın afeti meydana gelmiştir. Özellikle çalışmamıza konu olan 09.09.2009 tarihinde bölgede yaşanan sel ve taşkın afetidir. Havzaların genel coğrafi özellikleri, sel ve taşkın açısından risk ve değerlendirmeleri ikincil verilere dayandırılarak yapılmıştır. Buna ilaveten Silivri Devlet Hastanesi'nin Acil Polikliniği'ne 01.01.2009 ile 31.12.2009 tarihleri arasında, bulantı-kusma ve diyare şikâyetiyle başvuran kişilerin yaş, cinsiyet ve vizite tarihine göre bir değerlendirme yapılmıştır. Bu demografik veriler 01.01.2009 ile 31.12.2009 arasındaki günlük ortalama sıcaklık ve günlük maksimum yağış veri seti ile karşılaştırılmıştır. Bu verilerin korelasyonu ile ortaya çıkan tablo ve grafikler coğrafi perspektifte değerlendirilerek açıklanmıştır. Çalışmadan ortaya çıkan sonuca göre 09.09.2009 tarihinde bölgede yaşanan sel ve taşkın afetinin bölge halkında bulantı-kusma ve diyare vakalarına neden olmadığı anlaşılmıştır. Afetten sonra tespit edilen vaka sayıları afetten önceki vaka sayılarından fazla değildir. Dolayısıyla bölgede gastroenterit kaynaklı vakaların sel ve taşkın suyuna bağlı olarak yaşanmadığı tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle yağış koşulları ile gastroenterit kaynaklı vakalar arasında doğrusal bir ilişki tespit edilememiştir. Ancak vakalar ile hava sıcaklıkları arasında bir paralellik olduğu tespit edilmiştir. Sıcaklıkların arttığı yaz aylarında vakalar en fazla iken sıcaklıkların azaldığı kış aylarında ise vakalar minimum seviyelerdedir. Yapmış olduğumuz bu çalışma ve elde ettiğimiz verilerin neticesinde sağlık çalışmaları ve coğrafya çalışmalarının ayrılmaz bir bütün olduğu özellikle afet ve sağlık çalışmaları üzerinde durulması gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu denli çalışmaların varlığı ve sıklığı insanlığın gelişim ve konforuna katkı sağlamaktadır. Bu nedenle benzer çalışmaların başta yerel yönetimler olmak üzere geniş kitlelere teşviklerle desteklenmesi gerekmektedir.