Enerji ve ekonomi ilişkisi çerçevesinde hidrojen alternatifi: İzlanda ve Türkiye uygulaması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2008

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Halil Özekicioğlu

Danışman: Gülden Ülgen

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnsanoğlu yaşamı boyunca enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Günlük tüketimden üretime kadar uzanan süreçte enerji kaynaklarına olan talep hızla artmaktadır. Bu talebin fosil yakıtlar kullanılarak karşılanmasının 2050 yılından itibaren yavaşlama sürecine girmesi beklenmektedir. Ayrıca fosil yakıtların iklim değişikliği konusunda yarattığı etkiler somut bir şekilde görülür hale gelmiştir. Yeni enerji kaynaklarına olan talep gün geçtikçe artmakta ve hidrojen alternatifine bir çok ülke ve dünya kamuoyu tarafından oldukça önem verilmektedir.Hidrojenin en önemli özelliği sürdürülebilir bir enerji kaynağı olması ve çevreye zarar vermeyen bir özelliğe sahip bulunmasıdır. Gelişmiş ülkeler büyümesini sürdürebilmek için fosil kaynaklarının hemen hepsini en verimli şekilde kullanırken yenilenebilir ve çevreye duyarlı enerji kaynaklarını da en yüksek kapasitede kullanmaktadırlar. Özellikle İzlanda enerji sistemlerini 2030 yılında hidrojen odaklı olarak programlamakta ve hidrojen odaklı yasal düzenlemeler yapmaktadır. Çalışmada hidrojen enerji sistemlerine geçiş hazırlığındaki İzlanda'nın enerji tüketimi ve büyüme oranları arasında yapılan ekonometrik uygulamada büyümenin enerji tüketimindeki artışın nedeni olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de ise böyle bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu sonucun en önemli nedeni Türkiye'de kişi başına elektrik tüketiminin çok düşük olmasıdır.Sonuç olarak, Türkiye hidrojen enerji sistemlerine geçiş için gerekli olan ileri teknolojiye yatırım yapmalıdır. En ucuz hidrojen üretimi güneş ve jeotermal enerjiden sağlanmaktadır. Türkiye'de bu kaynakların bol olması hidrojene geçişte ve hidrojenin evsel ve endüstriyel kullanımında maliyetleri azaltmasından dolayı önemli bir avantaj olarak görülmektedir. Çalışma sonucunda hidrojen gibi yeni enerjilere geçişin enerji teknolojilerindeki gelişmeler ve Çin ile Hindistan'ın enerji taleplerindeki beklenmedik artışlar nedeniyle 2030'dan önce gerçekleşmesi beklenmektedir.