Bruno Schulz'un Tarçın Dükkanları ve Klepsydra Altındaki Sanatoryum adlı eserlerindeki öykülerin çevirilerinin eşdeğerlik kuramı bağlamında analizi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SLAV DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CAN DOĞA ERDEM
Danışman: EMRAH GAZNEVİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Çeviri, bir dilde üretilmiş sözlü ya da yazılı bir metnin, anlamını ve işlevini mümkün olduğunca koruyarak başka bir dile aktarılması sürecidir. Bu süreç yalnızca sözcük düzeyinde bir aktarımı değil, aynı zamanda kültürel, anlamsal ve işlevsel ögelerin uyarlanmasını da içerir. Çeviribilim ise çeviri eylemini kuramsal, betimleyici ve uygulamalı yönleriyle inceleyen akademik disiplindir. Dilbilim, edebiyat, kültürel çalışmalar ve iletişim bilimleriyle kesişen çok disiplinli bir alan olarak çevirinin doğasını, yöntemlerini ve etkilerini araştırır. 1960'lı yıllarda James S. Holmes'un ortaya koyduğu çevribilim haritası, alanın kurumsallaşmasında dönüm noktalarından biri sayılır. Holmes'a göre çeviribilim hem kuramsal hem de uygulamalı olmak üzere iki ana dala ayrılır. Kuramsal çeviribilim, çeviri süreçlerini açıklamayı ve genellemelere ulaşmayı hedeflerken; uygulamalı çeviribilim ise çeviri öğretimi, çeviri eleştirisi ve sözlük hazırlama gibi pratik alanlara odaklanır. Lehçede translatologia veya przekładoznawstwo olarak adlandırılan bu alan, hem uygulamalı çeviri hem de kuramsal araştırma yönüyle dikkate değer bir akademik mirasa sahiptir. XX. yüzyılın başlarında Roman Jakobson'un da katkı sunduğu filolojik gelenek, metinlerarası karşılaştırmalar ve anlamın kodlanması üzerinde durmuş; bu yaklaşım Polonya'da özellikle Varşova ve Kraków üniversitelerindeki Slav dilleri bölümlerinde etkili olmuştur. Çeviribilim tarihinde uzun yıllar boyunca çeviri eylemi, orijinal metne mümkün olduğunca sadık kalma anlayışıyla değerlendirilmiştir. Bu anlayışın temelini oluşturan kuramsal yaklaşım ise eşdeğerlik kavramıdır. Bu kavram son yıllarda çeviri üzerine yapılan çalışmaların çoğunda karşımıza çıkmaktadır. En yaygın tanımlardan biri, özgün metnin kendi dilinin okurunda uyandırdığı etkinin çeviri metnin dilinin okurunda uyandırmasıdır. Bu çerçevede, özellikle deyimlerin bir dilden diğer dile çevrilmesi noktasında eşdeğerlik büyük önem taşır. Eugene Nida, Roman Jakobson, Werner Koller, Jean Paul Vinay & Jean Darbelnet ve Anthony Pym bu alanda yoğun çalışmalarda bulunmuşlardır. Özellikle Pym'in eşdeğerliği doğal ve yönlü eşdeğerlik olmak üzere iki farklı düzeyde sınıflandırmasıyla, kuram üzerine çalışmalarda bulunanlara kolaylık sağlamıştır. Sözü geçen kuram, genellikle ara dilden yapılan çevirilerle, kaynak dilden direkt yapılan çevirilerin analizinde çalışılmaktadır. Polonya edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Bruno Schulz'un kaleme aldığı Tarçın Dükkanları ve Klepsydra Altındaki Sanatoryum adlı eserleri, hem kaynak dil olan Lehçeden hem de ara dil olan İngilizceden, erek dil olan Türkçeye yapılan çevirilerinin Pym'in iki alt başlıklı eşdeğerlik kuramı sınıflandırması yardımıyla incelenebilmektedir.