Turner sendromu dışı primer over yetersizliği tanısıyla izlenen hastaların etiyolojik nedenleri açısından değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLSÜMEYYE ATASOY YALÇIN
Danışman: Melek Yıldız
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Primer over yetersizliği (POY), 40 yaşından önce over fonksiyonlarının kaybı ile karakterize ve özellikle pediatrik yaş grubunda pubertal gelişim geriliği ve amenore/adet düzensizliği gibi bulgularla kendini gösteren kompleks bir klinik tablodur. Turner sendromu en sık etiyolojik faktör olsa da Turner dışı POY olgularında etiyolojinin aydınlatılması önemlidir. Amaç: Bu çalışmada, Turner sendromu dışı POY tanısı almış pediatrik hastaların etiyolojik nedenlerinin belirlenmesi ve literatür verileri ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı'nda POY tanısı ile izlenen 76 hasta retrospektif olarak değerlendirilerek gerçekleştirildi. Çalışmaya dahil edilen hastalar, Turner sendromu tanısı alanlar dışlanarak seçildi. Pediatrik yaş grubuna dahil olan ve puberte öncesi ya da pubertal dönemde başvuran hastalar çalışmaya alındı. Hastalara ait klinik veriler (yaş, başvuru şekli, puberte durumu, menstrüel öykü, aile öyküsü), laboratuvar parametreleri (FSH, LH, E2, AMH, TSH, lipid profili, insülin, D vitamini, otoimmün antikorlar), genetik incelemeler (karyotip ve FMR1 premutasyon analizi) ve pelvik ultrasonografi sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastalar başvuru nedenlerine göre iki ana gruba ayrıldı: Grup A, sekonder nedenler (maligniteler KİT/KT/RT sonrası, metabolik hastalık ve anemiler KİT sonrası izlem) nedeniyle başvuran 32 hastayı (%42,1) içerirken; Grup B, primer amenore, sekonder amenore/adet düzensizliği, meme gelişiminin olmaması ve insidental saptanan 44 hastadan (%57,9) oluşmaktaydı. Ayrıca tüm olgular etiyolojik açıdan genetik, otoimmün, iyatrojenik, metabolik ve idiyopatik olmak üzere sınıflandırıldı. Elde edilen veriler SPSS 28.0 programı kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızda değerlendirilen 76 Turner dışı POY hastasının %57,9'u (44 hasta) primer nedenlere, %42,1'i (32 hasta) ise sekonder nedenlere bağlı POY gelişen olgulardan oluşmaktaydı. Sekonder grup olan Grup A'da yer alan hastaların başvuru nedenleri, malignite KT/RT/KİT tedavisi sonrası takip (%13,2), metabolik hastalık nedeniyle izlem (%22,4) ve KİT sonrası takip edilen hematolojik hastalıklar (%6,6) şeklinde dağılmaktaydı. Primer nedenli POY gelişen Grup B hastalarının başvuru nedenleri ise primer amenore (%40,8), sekonder amenore/adet düzensizliği (%5,3), meme gelişiminde gerilik (%10,5) ve insidental olarak saptanan POY (%1,3) şeklindeydi. Etiyolojik incelemede, hastaların %11,8'inde (9 hasta) 2 genetik nedenler saptandı. Bu hastalarda X kromozomu yapısal bozuklukları (küçük X delesyonları ve translokasyonlar), FMR1 premutasyonları ve homolog rekombinasyon ile ilişkili gen mutasyonları (MCM9, SOHLH1, MND1 gibi) tespit edildi. Otoimmün nedenler %10,5 oranında izlenirken, en sık otoimmün tiroid hastalıkları saptandı. Metabolik nedenler, özellikle galaktozemi olgularının yer aldığı %19,7'lik oranla önemli bir grup oluşturdu. İyatrojenik nedenler arasında kemoterapi, radyoterapi ve KİT sonrası gelişen POY olguları %13,2 oranında yer aldı. Ancak en geniş grubu %42,1 ile idiyopatik POY hastaları oluşturdu ve bu durum etiyolojik açıdan henüz tanımlanamayan biyolojik mekanizmaların varlığına işaret etmekteydi. Grup A hastalarının başvuru ve menarş yaşları, ek hastalıklar nedeniyle daha erken tanı almalarına bağlı olarak Grup B'den daha düşük bulunurken, Grup B'de başvuruların genellikle daha ileri yaşlarda gerçekleştiği saptandı. Grup B hastalarında FSH 1 ve FSH 2 düzeyleri, Grup A'ya kıyasla anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Grup B hastalarında LDL düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu saptandı ve bu durum östrojen eksikliğinin lipid metabolizması üzerindeki olumsuz etkisini yansıtmaktaydı. Tüm olgularda yapılan DEXA L1-4 ölçümleri, kemik sağlığı açısından dikkate değer sonuçlar verdi. Bu durum, östrojen eksikliğine bağlı kemik mineral yoğunluğu kaybının erken yaşlarda başladığını ve kemik sağlığı açısından düzenli izlem ve tedavi gerekliliğini ortaya koymaktaydı. Sonuç: Turner dışı POY, pediatrik yaş grubunda oldukça heterojen bir etiyolojik yelpazeye sahiptir. Çalışmamızda, genetik, otoimmün, metabolik ve iyatrojenik nedenler saptanmakla birlikte, idiyopatik olgular en büyük grubu oluşturmuştur. Bu durum, POY'un tanı ve izleminde çok yönlü bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Pediatrik hastalarda erken tanı konulması, etiyolojinin detaylı şekilde araştırılması ve uygun tedavi stratejilerinin belirlenmesi, uzun dönem morbiditenin önlenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşımaktadır.