Anadolu'daki arkeolojik kazılar (1860-1910)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Burcu Kutlu Dilbaz
Danışman: Mahir Aydın
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Anadolu'daki arkeolojik kazılar; Avrupa'da Rönesans ile arkeoloji ve müzecilik kavramlarının gelişmesi sonucunda, getirdiği fikirlerden etkilenen arkeoloji meraklılarının, antik çağ sanat yapıtlarına yönelmeleri ile başka ülkelere eski eser arayışına çıkmaları sonucunda başlamıştır. Anadolu'da bulunan çeşitli kültür ve medeniyetlerin yanı sıra, eski eser arayışında olan Avrupalıların dikkatini özellikle, Yunan ve Roma medeniyetlerinden kalma zengin eserler çekmiştir. Bu amaçla Anadolu'ya gelen gezginlerin ufak çaplı araştırmaları, daha sonra Anadolu'nun her tarafına yayılan irili ufaklı kazılara dönüşmüştür. Yabancıların yaptığı bu kazılar her ne kadar Maarif Nezareti tarafından izne bağlamışsa da, bazı araştırmacılar izin alırken bazıları izin almamıştır. Avrupalılar, yaptıkları kazılar sonucunda aldığı eserleri, müzelerinde sergilemişlerdir. Bunun sonucunda da Osmanlı Devleti harekete geçmiş ve 1846'da Fethi Ahmet Paşa tarafından resmi ilk müze kurulmuştur. Bu tarihten itibaren Anadolu'da çıkarılan eski eserler kurulan müzede toplanmış ve sergilenmeye başlanmıştır. Ayrıca çıkarılan nizamnamelerle eserlerin yurtdışına çıkışı, engellenmeye çalışılmıştır. Yine de Anadolu'da yapılan kazılar sonucunda bir çok eser yurtdışına götürülmüştür. Götürülen eserlerin çoğu izinsiz kaçırılan eserler olduğu gibi; bir kısmı da izinli olarak, satılan, hediye edilen ve masraflara karşılık verilen eserlerdir. Bu sırada 1869 yılında Müze-i Hümayun adını alan müze, 1881'de Osman Hamdi Bey'in müdür olmasıyla gelişmiştir. Osman Hamdi Bey eski eserlerin kazanılması adına bir çok çalışma yapmıştır. Özellikle eski eserlerin yurtdışına gitmesini engellemek, Osmanlı Devleti'nde müzeciliğin gelişimi, arkeolojik kazıların yapılması faaliyetleriyle, arkeolojinin sağlam temellere oturmasını sağlamıştır.