Lupus nefritli hastalarda disfonksiyonel HDl ile ilgili biyobelirteçler ve subklinik ateroskleroz ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİBEL ZARALI
Danışman: Bahar Artım Esen
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaçlar: Lupus hastalığında inflamasyon varlığında oluşan disfonksiyonel HDL, ateroskleroz belirteçleri olan plak varlığı veya intima-media kalınlığı ile koreledir. Nefrit gelişen SLE hastalarında plak sıklığı artmıştır. Çalışmada nefriti olan hastalarda disfonksiyonel HDL ilişkili biyobelirteçlerin (Pon-1, Apo-A1, Anti-Apo A1) subklinik ateroskleroz ile ilişkisinin karotis ve femoral Doppler USG ile ortaya konması amaçlanmıştır. Metod: 68 biyopsi kanıtlı class 4 ve 5 lupus nefriti (LN) hasta, 45 non-nefrit SLE tanılı hasta, 36 sağlıklı gönüllü kontrol grubu dahil edildi. Toplam 139 hastaya karotis ve femoral Doppler ultrasonografi ve ekokardiyografik değerlendirme yapıldı. Eşzamanlı serum örneklerinde Pon-1, Apo-A1, Anti-ApoA1 ELİSA ile çalışıldı. Bulgular: Renal SLE ve nonrenal SLE'de ayrı ayrı sağlıklı kontrole göre Pon-1 aktivitesi ve Apo-A1 düzeyi düşük, Anti-ApoA1 düzeyi yüksek saptandı (tümü için p<0.05). Renal SLE ile nonrenal SLE arasında biyobelirteç düzeyleri anlamlı farklılık göstermedi. Renal ve nonrenal SLE'de karotis ve femoral intima-media kalınlığı sağlıklı kontrollere kıyasla yüksekti ve SLICC ile pozitif koreleydi. SLEDAİ skoru ile belirlenen aktif ve inaktif SLE ayrımında da Pon-1, Apo-A1 ve Anti-ApoA1 tanısal değerde bulunmadı. Renal ve nonrenal SLE'de sağlıklılara göre anlamlı yüksek karotis ve/veya femoral plak mevcuttu, nefriti olan ve olmayan SLE arasında plak sıklığı istatistiksel anlamlılık göstermedi. Renal SLE'de karotis ve femoral plak birlikteliği, nonrenal SLE grubuna göre yüksekti (p=0,02). Plağı olan renal SLE ile plağı olan nonrenal SLE grubu karşılaştırıldığında, Pon-1 aktivitesi ve Apo-A1 düzeyi istatiksel anlamlılığa ulaşmasa da renal SLE'de daha düşük, Anti-ApoA1 düzeyi plağı olan renal SLE'de daha yüksek titrede idi; ancak fark istatistiksel açıdan anlamlı görülmedi. Plak varlığında bu biyobelirteçler tanısal açıdan anlamlı bulunmadı. Renal ve nonrenal SLE'de plak varlığı tahmin etmede yaş (p<0.001) her bir birimlik artışta plak görülme olasılığında %14.9 artış ve hastalık süresi (p< 0.05) fazladan geçirilen her ayda plak görülme olasılığında %1.4 artış sağladı. Sonuçlar: SLE'de artmış akserele subklinik ateroskleroz varlığının erken tespit edilmesinde görüntüleme önemli yere sahiptir. Proinflamatuar HDL'nin aterosklerozda rolü düşünüldüğünde, HDL komponentleri ve onlara yönelik gelişen antikorlar görüntüleme bulguları eşliğinde longitudinal izlemde anlamlı olabilir.