Karaciğer transplantasyonunda asit-baz dengesinin korunmasında mekanik ventilasyonun rolü


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul Tıp Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 1998

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: IŞIL KÖYLÜOĞLU

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Lütfü TELCİ

Özet:

7. Özet Bu çalışmada karaciğer transplantasyon sürecinde gelişen ilerleyici metabolik asidoza yaklaşımda farklı iki protokolü retrospektif olarak karşılaştırdık. Rutin uygulama olarak, 10 ml/kg tidal volüm ve 12-14/dk frekans ile ventile edilerek, pH 7,20 değerinin altına indiğinde 10 mEq/saat NaHC03 infüzyonu başlanıp, pH'yı 7,20 değerinin üstünde tutmak amacıyla bolus NaHC03 uygulanan bir olgu grubu ile, operasyonun başlangıcından itibaren endojen HCO3- rezervini korumak amacıyla, tidal volüm ve/veya frekans ayarlanarak, PaCO2, 36-38 mmHg düzeylerinde tutulmaya çalışılan ve pH 7,20 değerinin altına indiğinde sadece 10 mEq/saat NaHCO3 infüzyonu uygulanıp, bolus NaHCO3 uygulanmayan diğer bir olgu grubunu karşılaştırdık. Operasyon boyunca sekiz farklı zamanda alınan arteriyel kan örneklerinden tespit edilen değerler, operasyona ait veriler, postoperatuvar erken sonuçlar her iki grup arasında değerlendirildi. Her iki grupta, sekiz zamanda, pH, PaCO2, HCO3- ve BE değerleri arasındaki farklar ve HCO3- - PaCO2 ve HCO3- - pH arasındaki grup içi korelasyonlar incelendiğinde, PaCO2 değerlerinin daha yüksek seyrettiği ikinci grupta, sodyum bikarbonat ile tedavi edilen ilk gruba kıyasla, HCO3- ve pH değerlerinin daha yüksek olduğu görüldü. Buna bağlı olarak, yüksek PaCO2 değerlerine bağlı olduğunu düşündüğümüz bikarbonat değerlerindeki yükselmenin, en azından, derin metabolik asidozda rutin uygulama olan intravenöz sodyum bikarbonat uygulamaları kadar klinik etkinliğe sahip olduğu görüşündeyiz. Her iki grupta operasyon sürecine ait veriler çok farklılık göstermemekle beraber, peroperatuvar inotrop gereksiniminin, özellikle operasyonun 2.fazında ve 1. grupta artmış olduğu gözlendi Ayrıca, postreperfüzyon sendromu gelişimi, 1. grupta anlamlı olarak daha sık bulundu. Postoperatuvar erken dönem sonuçları ve sağkalım oranlan ise 2.grup için daha iyi değerlerde tespit edildi. Tüm bu veriler, operasyon sürecinin 2.grupta daha iyi tolere edildiğini ve yine aynı grupta erken dönem morbidite ve mortalitenin daha düşük olduğunu göstermektedir. 51