Fahreddin Râzî'de İdrak Sorunu


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Hasan Korkmaz

Danışman: Ömer Mahir Alper

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, idrakin sırf izafet olduğu iddiasının Fahreddin Râzî'nin düşünce sisteminde neden olduğu ontolojik ve epistemolojik dönüşümlerin izlerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Tezin ilk bölümünde; idrak, bilgi ve şuurun kavramsal çerçevesi çizilmekte; Râzî'nin bu kavramlara dair tanımlara getirdiği eleştiriler ile söz konusu kavramların tanımsız olmasının epistemolojik ve ontolojik boyutları incelenmektedir. Duyum (ihsâs) ve algı (idrak) ayırımı temelinde, İslam düşünce tarihinde duyusal olana dair idrak ile bilgi arasındaki ayrışmanın tarihsel seyri incelenmekte ve Râzî'nin nefsin birliği ve izafetlerin biricikliği ilkelerinden hareketle duyusal olana dair idrak ile bilgi arasında bir ayrıma gittiği iddia edilmektedir. İkinci bölüm, idrakin ontolojik boyutunu (i.) ademî (yokluksal) (ii.) sırf suret, (iii.) izafete sahip suret/sıfat ve (iv.) sırf izafet şeklinde Râzî'nin ortaya koyduğu dörtlü tasnif üzerinden analiz etmektedir. Bu doğrultuda bilen özne ile bilinen nesne arasında meydana gelen idrak durumunda izafet dışında zihnî suret ve hakiki sıfat gibi ontolojik başka bir boyutun imkânı ele alınmaktadır. Râzî'nin felsefî zihnî suretler ve kelâmî hakiki sıfat iddialarını reddederek idraki sırf izafet olarak kabulü kronolojik bir şekilde ve tarihî bağlamında değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde; Râzî'nin idrakin izafet olduğu iddiası bağlamında izafetin ontolojik gerçekliği, izafetin idrak edilen nesneye dair nasıl bir bilgiye imkân tanıdığı ve nesne teorisindeki dönüşümlerin Râzî'nin epistemolojisinde nasıl karşılık bulduğu incelenmektedir. Bu çerçevede Râzî'nin nesne merkezli bir bilgi anlayışı geliştirdiği ve ahvâle epistemolojik bir değer atfederek tasavvur ve kelâm-ı nefsî (hüküm) ayrımıyla yeni bir doktrin ortaya koyduğu temellendirilmektedir.