Geleneksel Balıkçılık Alanlarının Deniz Yetki Alanlarının Belirlenmesine Etkileri


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü, Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2013

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Kamil Özden Efes

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Zinet Selmin BURAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ege ve Doğu Akdeniz?deki Münhasır Ekonomik Bölge sınırlarımız, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)?nin hukuk dışı talepleri nedeniyle uzun süredir belirlenememektedir. Ancak denizlerin geleneksel kullanımı olan balıkçılık faaliyetleri süregelmektedir. Çalışmamızda, devletler arasındaki bölgesel balıkçılık antlaşmaları ve sonrasındaki uyuşmazlıklar incelenmiştir. İspanya ve Kanada?nın Uluslararası Adalet Divanı ve Avustralya Yeni Zelanda ve Japonya?nın Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi?ne yansıyan bu anlaşmazlıklarının sonuçlarından, denizlerimizde faydalanılması hedeflenmiştir. İtalya Hırvatistan arasındaki balıkçılık koruma bölgesi uyuşmazlığı, bir hukuki sürece konu olmamasına rağmen, AB üyelik sürecinde olmamız nedeniyle çalışmamızda yer almıştır. Ayrıca Karadeniz Münhasır Ekonomik Bölgesi sınırlandırması ile Karadeniz?de balıkçılıkta uğradığımız ekonomik zarar araştırılmıştır. Gelecekte Ege ve Doğu Akdeniz?de aynı hataların tekrarlanmaması için, incelediğimiz davalardan yararlanarak, çözüm yolları incelenmiştir. Ekonomik değeri yüksek olan balık türlerindeki sürdürülebilir balıkçılık adına imzalanmış bölgesel antlaşmaların, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Mahkemesi?nde ön planda tutulduğu anlaşılmıştır. Böylece, Kanada, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku?nun kıyı devletine verdiği hakları, yetki alanının dışında kullanabilecek argümanı sağlamıştır. Yeni Zelanda ve Avustralya kapasitelerinin dışında kalan av miktarını için Japon balıkçıların kendi sularında avlanmalarına izin vermişlerdir. Sonuç olarak, Ege ve Doğu Akdeniz?de yetki alanlarımızın sınırlandırma sorununun çözümüne kadar geçecek sürede, geleneksel balıkçılık alanlarımız uluslararası hukukta geçerliliği olacak ikili veya bölgesel andlaşmalar ile korunmalıdır. Ancak öncelikle denizlerimiz için açık deniz balıkçılık alanlarının tespiti çalışmaları yapılmalıdır.