BALKANLAR'DA BARIŞ OLUŞTURMADA DİPLOMASİ VE KUVVET KULLANIMI: BOSNA VE KOSOVA'DA SAVAŞI SONA ERDİREN BARIŞ KONFERANSLARINA AİT KARŞILAŞTIRMALI ÇALIŞMA


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DRENUSHA KAMBERİ

Danışman: Ahmet Öztürk

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin dağılması, Balkanlar'da barışı korumanın çok sorunlu olacağını açıkça ortaya koymuştur. Bosna-Hersek'te barışın sağlanması, birkaç barış girişiminin yıllardır başarısız olduğu çok zorlu bir süreci içermektedir. Uluslararası toplumun barışçıl yollarla savaşı sona erdirmek için ısrar etmesine karşın, savaş halindeki tarafların eş zamanlı olarak barış anlaşmasını kabul etmeye istekli oldukları ana ulaşmak çok zor olmuştur. Tüm tarafların anlaşmaya varmasındaki dönüm noktası 1995 yılında gerçekleşmiştir. Srebenitsa soykırımı ve Markale katliamından sonra arabuluculuk sürecinin içinde bulunduğu ortam önemli ölçüde değişmiştir. Bosna Hersek örneğinde olduğu gibi Kosova'da durumun tırmanışa geçmesi, üçüncü tarafların çatışmanın çözümüne yönelik müdahale koşullarını değiştirmiştir. Temas Grubu, Ocak 1999'da Kosova'da barışın sağlanmasının ancak tüm ilgili tarafların bir yerde toplanması ve Belgrad ile Priştine üzerindeki baskının artırılmasıyla sağlanabileceği sonucuna varmıştır. Dayton Barış Konferansı ve Ramboulliet Barış Konferansı'nın gerçekleştiği koşullar ve barış anlaşmalarının imzalandığı ortam oldukça eleştiri almıştır. Savaştaki tarafların çoğu, barış yapma sürecini, özgür iradelerinin ciddi biçimde sınırlandırıldığı zorlama gibi nitelendirmiştir. Barışçıl araçlar ve kuvvet kullanımı, Bosna-Hersek'te ve daha sonra Kosova' da savaşın sona ermesinde kullanılan iki araç olmuştur. Kamuoyunda Dayton Barış Konferansı ve Rambouillet Barış Konferansı dahilindeki barış görüşmelerine dair bilginin çok sınırlı olması nedeniyle, bu konferanslar sırasındaki arabuluculuk süreci ve olgunluk anı üzerine yapılan çalışmalar akademik literatürde nadirdir. Ayrıca verilerin çoğu devlet sırrı niteliğindeki belgeler olarak kabul görmeyi sürdürmektedir. Bu doktora tezi ise özellikle Bosna Hersek'teki ve Kosova'daki arabuluculuk süreçlerinin gerçekleştiği çevre ve zamanlama koşullarını incelemek suretiyle, barışı koruma ve barışı inşa etme temalarından ziyade, yalnızca barış yapımı temasına odaklanmaktadır. Dolayısıyla, bu tezin kapsamı Balkanlar bölgesiyle sınırlı ve Dayton Barış Konferansı ve Rambouillet Barış Konferansı ile ilgili faktörleri ele almaktadır; ön müzakereler ve masa başı müzakereler dönemini içermektedir. Bu çalışmanın amacı, uluslararası toplumun Soğuk Savaş sonrasında Balkanlar'da belirli bir barış yapma modeli geliştirip geliştirmediğini incelemektir. Uluslararası toplumun Srebenitsa soykırımı ve Raçak katliamı sonrasında Bosna Hersek'te ve devamında Kosova'da savaşı sona erdirme çabalarını büyük ölçüde ve hızla yoğunlaştırma pratiği, bu amacın temel saikidir. Ayrıca, Bosna Hersek'te yaşanan soykırımın ve Kosova'daki katliamın önüne geçilememesinin ardından, Dayton Barış Konferansı ve Rambouillet Barış Konferansı için girişimler başlatılmıştır. Bu doktora tezinde iki ana soru yer almaktadır: Barışın gerçekleştiği ortam, Dayton Barış Anlaşması ve Rambouillet Barış Anlaşması'nın sonuçlarını nasıl belirlemiştir? ve Bosna-Hersek ve Kosova örneklerinde zamanlama barış yapımı modellerini nasıl belirlemiştir? Tezin araştırma problemi ile ilgili erişilebilir birincil ve ikincil kaynakların analiz edilmesinin ardından, uluslararası toplumun hem Dayton hem de Rambouillet Barış Konferanslarını düzenleme konusunda neredeyse tek tip bir yaklaşıma sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Uluslararası toplum, Dayton Barış Konferansı ve Rambouillet Barış Konferansı öncesinde ve süreç boyunca olgunluk anını sürdürmek çok belirleyici olmuştur. Vaka çalışmaları sayesinde, Karşılıklı Zarar Veren Çıkmaz durumunun savaşan tarafların barış konferansı davetlerine olumlu yanıt vermesini sağladığı sonucuna varılmıştır.