Türkiye'de Memurların Soruşturulması ve Yargılanması Rejimi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hukuk Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Ayhan METİN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Adem SÖZÜER

Özet:

öz Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda Tanzimat döneminden beri memurlar için ayrı bir ceza soruşturma ve yargılama kuralları bulunmaktadır. Tanzimat döneminde memurların soruşturulması ve yargılanması idarece kendi bünyesinde yapılıp sonuçlandırılmaktaydı. Meşrutiyet döneminde bu kez ilk soruşturma idarenin kendi içinde yapılmakta son soruşturma ise genel hükümlere göre adli mahkemelerde yapılmaktaydı. Bundan sonra kabul edilip yürürlüğe giren ve bizim tez konumuz olan 4483 sayılı Kanunda ise yine ön soruşturma/inceleme idare tarafından yapılmakta ve fakat bu sefer Savcılar devreye girerek hazırlık soruşturmasını yapıp sonuçlandırmaktadır. İdare artık sadece ön inceleme yapmak ve ilgili memur için soruşturma izni verip vermeme kararı yetkisine sahiptir. Bu son durum şüphesiz büyük bir gelişmedir. Bilindiği üzere bir suç işlendiği haberi alan Cumhuriyet Savcısı genel hükümlere göre hazırlık soruşturmasına başlama ve sonucunu takdir etme yetkisine sahiptir. Ana ve genel kural budur. Ancak Meşrutiyet döneminde kabul edilen ve bize Osmanlı Devletinden miras kalan MMHKM, gerek doktrinde gerek yargıda oldukça ağır eleştirilere uğramıştır. İşte bu Kanunun sakıncalarını gidermek için getirildiği söylenen 4483 sayılı Kanun yine rejime olan tepkilere son verememiştir. Çünkü böyle bir Kanunun yürürlüğe konulması, yargıya ve onun bu gücünü kullanan Hakim ve Savcılara bir güvensizliğin işareti olarak nitelendirilmekten öteye gidememiştir. Yeni Kanun Cumhuriyet Savcılarına önemli yetkiler ve görevler tanımıştır. Memurun bir suç işlediğini bir şekilde öğrenen yetkili idari merciler ön inceleme yapmak ve sonunda soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine kararı vermek zorundadırlar. Ön inceleme yaptıracak merciler Kaymakamdan başlayarak Cumhurbaşkanına uzanan bir yelpazeye dayanmaktadır. Soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine kararına ilgisine göre şikayetçi, sanık memur veya Cumhuriyet Savcısı itiraz edebilir. İtiraz sonucunda duruma göre soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararlarının itirazın kabulüne veya itirazın reddine karar verilebilir. Soruşturma izni alındıktan sonra her şey artık Savcıların elinde ve takdirindedir. İster dava açar, isterse takipsizlik kararı verir. Yetkili ve görevli mahkemeler sanıkların sıfatlarına göre değişmektedir. Yargılama genel hükümlere göre adli yargı yerinde yapılır ve sonuçlandırılır. Sonuç olarak ülkemizde 21. yüzyıl başlarına kadar uygulanan memurlar hakkındaki özel soruşturma ve yargılama rejimi tamamıyla artık ortadan kaldırılmalıdır.