Uluslararası Hukukta Deniz Alanlarının Sınırlandırılması Gelişmeleri ve Türkiye'nin Sınırlandırma Politikalarının Belirlenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü, Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Ömer Saygın
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Ayşe Nur TÜTÜNCÜ
Özet:Dünya denizlerinin yeni sahalara bölünüp devletler arasında paylaşılması başta coğrafya faktörü olmak üzere, ekonomik, hukuki, politik, stratejik ve tarihi faktörler gözönüne alınarak uzlaşma sağlandığı taktirde antlaşmalarla, hakemlik veya Uluslararası Adalet Divanı kararlarıyla veya çatışmalarla sürekli gündemdedir. Karaların denizlere uzanan hakları olarak değerlendirilebilecek alanların paylaşımı kaynakların zenginliği açısından önemlidir. Devletlerin deniz kaynaklarını kullanmaya yönelik arzuları, deniz alanları üzerindeki çalışmalara önem kazandırmış ve bu önem paralelinde söz konusu sahaların sınırlandırılması deniz hukukunun kapsamlı meseleleri haline gelmiştir. Deniz hukukuna ilişkin yapılacak çalışmanın temelini, teamül hukuku oluşturmaktadır. Ancak, 1930 La Haye Kodifikasyon toplantısından sonra 1958'de Cenevre'de toplanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansında kabul edilen dört antlaşma, 1974'de Karakas'ta başlayan çalışmaların 1982 tarihinde Montego Bay' de imzaya açılmasıyla kabul edilen 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 'nin bir takım hükümleri teamül kurallarının maddi kaynağım oluşturmuştur. Deniz hukukunun kaynaklarındaki çeşitliliğin bir diğer unsuru ise, Uluslararası Adalet Divanı ve Hakem Mahkemelerinin vermiş olduğu kararların oluşturduğu içtihat genişliğidir. 1982 sözleşmesinin imzaya açılmasından sonra bu mahkemelerin vermiş olduğu kararlarda, mevcut sözleşmelerin izlerinin oldukça belirgin olduğu görülmektedir. Türkiye gibi sözleşmeyi imzalamamış devletlerin deniz alanlarının sınırlandırılmasında kaynak olarak bakılacak teamül hukukunun, mahkemelerin içtihadından da etkilendiği ve deniz hukukunun şekillendirilmesine oldukça tesir ettiği bilinmektedir. Bu çalışmada, devletlere denizleri kullanmaya imkân veren hakların sınırlandırılması için belirlenen alanların hukuki boyutu ve herhangi bir somut uyuşmazlıkta mevcut kriterlere göre statüsü belirlenmeye ve özellikle Uluslararası Adalet Divanı ve mahkemelerin kararları sonucunda oluşan kaynakların deniz alanlarının sınırlandırmasına olabilecek etkileri incelenerek, Türkiye gibi sözleşmelere taraf olmayan devletlerin konumu ve izleyebileceği politikalar oluşturulmaya çalışılmıştır.