Midyelerde (Mytilus galloprovincialis Lamarck, 1819) mikroplastik ve ağır metal birikiminde polimer etkisinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Su Ürünleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TENZİLE NİSA ÖKSÜZÖMER

Danışman: Nuray Erkan Özden

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Akdeniz midyesi (Mytilus galloprovincialis) model organizması kullanılarak, dört farklı polimer tipinin (PE, PP, PS, PET) tek başına ve ağır metal (Cıva - Hg) ile birlikte maruziyetinin etkilerini incelemektedir. Çalışmada çevresel olarak gerçekçi Mikroplastik değerleri (180–212 µm boyut ve 2,57×10⁻⁷ g/L konsantrasyon) kullanılarak cıva maruziyeti (2,5 μg/L) yapılarak beş haftalık kronik bir maruziyet senaryosu uygulanmıştır. Maruziyet boyunca incelenen parametrelerden filtrasyon oranı değerlendirildiğinde MP'ler, polimer tipinden bağımsız olarak tek başına bulunduklarında midyelerin filtrasyon oranını baskılamıştır. MP+Hg etkileşimi değerlendirildiğinde MP'lerin Hg ile birlikte uygulanan gruplarda, filtrasyon oranının tek başına MP uygulanan gruplara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Literatürdeki "Truva Atı" (kirleticiyi taşıma) etkisinin aksine, bu çalışmada MP ve Hg arasında antagonistik (birbirinin olumsuz etkisini hafifleten) bir eğilim saptanmıştır. MP'lerin Hg iyonlarını yüzeylerine adsorbe ederek metalin biyoyararlanımını azalttığı düşünülmektedir. Mikroplastik birikimi; polimer tipine, dokuya ve zamana göre değişkenlik göstermiştir. Test edilen doz ve boyutlarda PE-MP hiçbir dokuda (solungaç, sindirim, kas) tespit edilebilir bir birikim oluşturmamıştır. PP-MP, özellikle sindirim dokusunda zamanla artan bir birikim eğilimi göstermiştir. Hg varlığının, maruziyetin geç dönemlerinde (5. hafta) PP'nin sindirim dokusundaki birikimini anlamlı derecede artırdığı saptanmıştır. PS-MP'nin, solungaç, sindirim ve kas dokularında yüksek düzeylerde birikebildiği ve zamanla (özellikle 5. haftada) birikimin arttığı gözlemlenmiştir. Çalışma, yüksek doz laboratuvar deneylerinin aksine, çevresel olarak gerçekçi düşük dozların dahi organizma üzerinde belirgin fizyolojik ve dokuya özgü etkiler yarattığını kanıtlamaktadır. Et dokusundaki MP düzeylerinin genellikle düşük seyretmesi olumlu bir gösterge olsa da, bazı polimerlerin (PS ve PET) uzun süreli maruziyette kas dokusunda artış eğilimi göstermesi gıda güvenliği açısından risk oluşturabilmektedir. Dokularda Hg birikimi değerlendirildiğinde özellikle solungaç dokuda PE-MP, PP-MP ve PS- MP'lerinin Hg birikimini artırıcı etkilerinin istatistiksel olarak sınırlı kaldığını, PET-MP'lerinin Hg taşınımı ve tutulması açısından diğer polimer türlerine kıyasla daha etkili olduğu gözlenmiştir. PS-Hg ve PET-Hg gruplarında sindirim dokuda ortalama Hg düzeylerinin daha yüksek olması, sindirim dokusunun MP–Hg etkileşimlerine biyolojik olarak duyarlı bir hedef doku olabileceğine işaret etmektedir. Et dokuda da PP-Hg, PS-Hg ve PET-Hg gruplarında tek başına Hg uygulanan grup kadar Hg birikimi gözlenmiştir. Ancak, midye diğer organları ile birlikte bütün tüketilen bir gıda maddesi olduğu için tüketici güvenliği ve sağlık riski bakımından MP tüketim ve Hg risk değerlendirme hesapları ile hassas tüketici grupları başta olmak üzere yüksek riskli gıda olma özelliğini korumaktadır. Bu çalışma ile, tek kirletici temelli değerlendirmelerin gerçekçi maruziyet koşullarını tam yansıtamayacağı, MP ve ağır metallerin birlikte bulunduğu "çoklu stresör" yaklaşımının risk değerlendirmelerinde kritik olduğu orta koyulmuştur.