Metabolik hiperferritinemi vakalarının ferritini normal metabolik sendromlu vakalar ile karaciğer fibrozisi ve vasküler olaylar açısından karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLŞAH ALAGÖZ ÖZBAĞ

Danışman: Naci Şenkal

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, metabolik hiperferritinemi (MHF) bulunan olgularda karaciğer tutulumu (steatoz/fibrozis) ve olası kardiyak etkilenmenin, hiperferritinemi saptanmayan metabolik sendrom (MetS) olgularına kıyasla değerlendirilmesi amaçlandı. Hastalar ve Yöntemler: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Dahiliye Polikliniği'nde 2019–2025 yılları arasında izlenen olguların verileri retrospektif olarak incelendi. Vaka grubunu MHF tanılı hastalar, kontrol grubunu ise MetS tanısı olup hiperferritinemi saptanmayan hastalar oluşturdu; her iki grupta 50'şer olgu yer aldı. Karaciğer yağlanması ve fibrozis Fibroscan ile değerlendirildi. Ekokardiyografi bulguları ve biyokimyasal/metabolik göstergeler karşılaştırıldı. Bulgular: Her iki hasta grubu; yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi açısından benzerdi. MHF tanılı olguların cinsiyet dağılımı belirgin şekilde erkek lehineydi: 50 olgunun 46'sı erkek (%92), 4'ü kadın (%8) olarak saptandı. Vaka grubunda Fibroscan kontrollü atenüasyon parametresi (CAP) ve kilopaskal (kPa) değeri kontrol grubuna göre daha yüksek bulundu (p<0.05). Fibroscan fibroz evrelemesinde ileri fibrozis oranı vaka grubunda daha fazlaydı (p<0.05). Non-invaziv fibrozis skorlarından FIB-4, vaka grubunda daha yüksek saptandı (p<0.05). Metabolik risk göstergelerinden TyG indeksi vaka grubunda daha yüksekti (p<0.05). Kardiyak değerlendirmede belirgin sistolik yetersizlik bulgusu ön planda olmayıp; vaka grubunda ejeksiyon fraksiyonunun (EF) daha yüksek, sol ventrikül diyastol ve sistol sonu çapları (SVDSÇ/SVSSÇ) ile sol atriyum çapının daha düşük olduğu; buna karşın Mitral E/E′ oranının gruplar arasında anlamlı farklılık göstermediği izlendi (p>0.05). Sonuçlar: Bulgularımız, MHF'nin yalnızca izole bir ferritin yüksekliğinden ibaret olmayıp, metabolik disfonksiyonu olan hastalarda karaciğer hastalığı ve metabolik komplikasyonlar açısından klinik olarak anlamlı bir risk örüntüsüyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamızda MHF'li olguların daha belirgin hepatik steatoz ve daha ileri fibrozis ile ilişkili olabileceğini gösteren bulgular, MHF'nin klinik açıdan anlamlı bir fenotipi temsil edebileceğine işaret etmektedir. Kardiyak etkilenme ise örneklemimizde daha çok korunmuş sistolik fonksiyon zemininde erken/subklinik remodelling ile uyumlu görünmekte; belirgin bir diyastolik disfonksiyon paterninin baskın olmadığı izlenmektedir. Bu nedenle MHF varlığında karaciğer fibrozisi açısından non-invaziv değerlendirmenin (Fibroscan ve/veya FIB-4) dikkate alınması ve kardiyometabolik riskin bütüncül biçimde ele alınması uygun olacaktır. Tedavide temel yaklaşım ise, altta yatan metabolik disfonksiyonun düzeltilmesine ve metabolik risk faktörlerinin etkin yönetimine odaklanmalıdır.