Hava ve oksijenle soluk tutmada satürasyon probu ve transkütan ölçüm cihazı ile oksijen ve karbondioksit düzeylerinin takibi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLŞEN YETİŞ
Danışman: Şamil Aktaş
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İstemli ya da istemsiz olarak, solunumun geçici bir süre ile durmasına apne denir. Apne süresini etkileyen unsurlardan biri de apne öncesi oksijen solumaktır. Bu araştırmada, apne öncesi oksijen ve hava soluyan grupların apne süresi ve apne aşamasında oksijen ile karbondioksit düzeylerini karşılaştırmayı amaçladık. Çalışmanın bir diğer amacı olarak, apnenin oksijen seviyelerine olan etkisini, iki farklı non-invaziv ölçüm yöntemi olan satürasyon probu (pulse oksimetre) ve transkütan oksijen ve karbondioksit ölçüm cihazı ile karşılaştırdık. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya sağlıklı, soluk tutma süreleri 3 dakikayı geçmeyen sekiz sedanter gönüllü katıldı. Her katılımcıya normal hava ve saf oksijen ile iki ayrı soluk tutma protokolü tek kör olarak uygulandı. Apne öncesi, apne sırası ve sonrasındaki toparlanma sürecinde gönüllülerin oksijen ve karbondioksit değerleri satürasyon probu ve transkütan ölçüm cihazı ile ölçüldü. Bulgular: Oksijenle yapılan apnede, fizyolojik kırılma noktasına kadar geçen sürenin ve toplam apne süresinin, hava ile yapılan apneden anlamlı ölçüde uzun olduğu gözlendi (sırasıyla P=0,025, P=0,012). Hava ile yapılan apnelerde TcPCO2 düzeylerinin anlamlı biçimde değişmediği görülürken (P=0,356), oksijenle yapılan apnelerde TcPCO2 düzeylerinin anlamlı olarak arttığı gözlendi (P=0,002). Ancak iki grubun apne başlangıcında, fizyolojik kırılma noktalarında ve apne sonlarında TcPCO2 düzeyleri farklı değildi (P>0,05). Hava ile ve oksijenle yapılan apnelerde gerek TcPO2 düzeyleri gerek SpO2 düzeyleri fizyolojik kırılma noktasında ve apne sonlarında anlamlı düşüşler göstermedi (P>0,05). İki grup arasında da başlangıç, fizyolojik kırılma noktası ve apne sonu TcPO2 ve SpO2 düzeyleri farklı değildi (P>0,05). Öte yandan oksijenle yapılan apnelerde havayla yapılan apnelere göre hem TcPO2 hem de SpO2 düzeyleri başlangıçta, fizyolojik kırılma noktasında ve apne sonunda anlamlı biçimde yüksek kaldı (P<0,05). Sonuç: Çalışmamızda sedanter gönüllülerde, apne öncesi oksijen solumanın apne süresini anlamlı biçimde uzattığı ve oksijen solumanın kemorefleks mekanizmasını etkilediği sonucuna varılmıştır. Hiperoksik apnede, apne süresinden bağımsız olarak O2 seviyelerinin korunduğu izlenmiştir. Normoksik apnelerde, apne süresi uzadıkça TcPO2 ve SpO2 arasındaki farkın belirginleştiği, TcPO2 ölçümünün daha hızlı sonuç verdiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Apne, hava, oksijen, TcPO2, TcPCO2, SpO2, kemorefleks, transkütan, pulse oksimetre.