İbn Sînâ'da hudûs kavramı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2008

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMET FATİH KILIÇ

Danışman: ÖMER MAHİR ALPER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tezde, Tanrı-âlem ilişkisi bağlamında ortaya çıkan ve âlemin varlık kazanmasının zamansallıkla olan irtibatını konu edinen hudûs kavramı, İbn Sînâ açısından ele alınmıştır. İbn Sînâ'nın hudûs kavramını kendi sistemi içinde yerleştirdiği bağlam ve kavramın anlam içeriğine yönelik yorumu, kendisine özgü bir nitelik taşımaktadır.Daha önce, âlemin bir bütün olarak zamansal anlamda sonradan varlık kazandığını ve bu anlamda hâdis olduğunu savunan kelâmcılardan farklı olarak İbn Sînâ, ontolojisinde yer alan ay-üstü ve ay-altı âlem tasnifiyle irtibatlı olarak iki tür hudûsa yer vermektedir. Ay-üstü âlemde yer alan akıllar, nefis ve cirimleriyle birlikte felekler, bütün bir göksel hareket ile bu hareketle varlık kazanan zaman, `zâtî hudûs'un konusu olmaktadır. `Zâtî hudûs'a konu olan varlıklar, zamansal anlamda ezelîdir. Onların nihâî anlamda varlık illeti olan Tanrı ile aralarında zaman yoktur. Çünkü varlık veren illetler, malûllerini zamansal olarak değil; sadece zatî/ontolojik açıdan öncelemektedir. Ay-altı âlemi oluşturan ve mevcudiyet kazanmasında maddenin aracılık ettiği oluş-bozuluşa konu cisimler, bu cisimlerin muhtelif hareketleri ve bu hareketlerin oluşturduğu zaman ise `zamansal hudûs'un konusu olmaktadır. `Zamansal hudûs'a konu olan varlıklar, sonradan mevcudiyet kazanmıştır ve kelâmcıların kastettiği anlamda hâdistir. Nihâî anlamda varlık illetleri olan Tanrı tarafından hem zâtî hem de zamansal olarak öncelenmektedirler.İbn Sînâ bütün bir âlemi zamansal hudûsun konusu olarak gören kelâmcıları pek çok açıdan eleştirmiş ve bu eleştiriler, kendisinden sonraki birtakım Sünnî kelâmcılarda belirgin bir etki oluşturmuştur.