Neoadjuvan Kemoterapi Alan Lokal İleri Meme Kanserli Hastalarda PDL-1 Ekspresyonunun Prediktif ve Prognostik Önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Dr Gizem Öner

Danışman: Neslihan Cabıoğlu

Özet:

AMAÇ: Meme kanserinde PDL-1 ekspresyonu üzerinde artan çalışmalara rağmen, kullanılan metodoloji, skorlama farklılıkları ve araştırmalarda kullanılan farklı hasta popülasyonları nedeniyle PDL-1 ekspresyonunun sıklığı, prognostik ve prediktif değeri çelişkilidir. Üçlü negatif meme kanserinde daha yüksek düzeylerde eksprese olması nedeniyle, neoadjuvan kemoterapiyi takiben rezidü tümör yükü olan hastalarda PDL-1 ekspresyonunu ve bunun kemoterapiye ve prognoza yanıtla ilişkisini analiz ettik.

HASTA VE METOD: Temmuz 2002 ve Aralık 2017 arasında, neoadjuvan kemoterapi ile tedavi edilen inflamatuar (n = 2) ve metaplastik tip (n = 6) dahil olmak üzere üçlü negatif meme kanseri olan 50 hastanın verileri retrospektif olarak analiz edildi. PDL-1 ekspresyonuna hastaların patoloji arşivinde bulunan mastektomi dokularının parafin blok kesitlerinden, immünohistokimyasal olarak  (tavşan monoclonal antibody; Ventana SP263 Klonu kiti) kullanılarak bakılmıştır. PDL-1 pozitifliği, tümör ve/veya stromal lenfositlerde herhangi bir membranöz boyama  > % 1 olarak tanımlanırken, yüksek PDl-1 pozitifliği tümör ve / veya stromal lenfositlerde herhangi bir orta- yüksek boyanma ve / veya > % 5 olarak kabul edildi. Kemoterapi yanıtını ölçmek için " MD Anderson Kanser Merkezi Rezidüel Kanser Yükü İndexi " kullanıldı. 

BULGULAR: Medyan yaş 47.5 (24-76) yıl olarak bulundu. Neoadjuvan kemoterapi öncesinde hastaların 29'u klinik olarak T3-4 (% 58) iken hemen hemen hepsi N1-3 (% 96) idi. Tüm hastalara antrasiklin ve paklitaksel içeren kemoterapi rejimleri verilirken, 3 hasta  cerrahi öncesinde ilave karboplatin tedavisi aldı. Hastaların 29'unda (% 58) tümör dokusunda ve intratümöral lenfositlerde  PDL-1 ekspresyonu pozitif bulunur iken, hastaların 25'inde (% 50) tümöral PDL-1 ekspresyonu pozitif bulundu.  Hastaların 23'ünde stromal lenfositlerde PDL-1 ekspresyonu pozitif iken 22 hastada (% 44) tümör dokusunda ve intratümöral lenfositlerde PDL-1’ın yüksek oranda eksprese edildiği bulundu. Hastaların 26'sında tümör ve/veya stromal lenfositlerde PDL1'in yüksek ekspresyonu gösterildi. İntratümöral lenfositlerde PDL-1 pozitifliği olan hastaların kemoterapiye daha iyi yanıt verme eğiliminde olduğu gösterildi (% 59'a karşılık % 37, p = 0.157). Ortalama takip süresi 28 ay(7-161) olarak bulundu. Beş yıllık hastalıksız sağkalım oranı (HSO) % 52.6, beş yıllık hastalık spesifik sağkalım oranı (HSS)% 48 olarak hesaplandı. PDL-1 pozitifliği ve PDL-1 negatifliği olan hastalar arasında HSO ve HSS'de anlamlı fark bulunamadı.