Yirminci ve yirmi birinci yüzyıl karşı-ütopyalarında kadın karakterlerin yansıması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: GÖKÇE DOĞAN ŞALTAN

Danışman: ÖZLEM KARADAĞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez, İngiliz yazar Angela Carter'ın Heroes and Villains, Kanada'lı yazar Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü ve Amerikalı yazar Suzanne Collins'in üçleme serisi Açlık Oyunları, Ateşi Yakalamak ve Alaycı Kuş karşı-ütopya romanlarında ana karakterler üzerinden giderek feminist karşı-ütopyanın dönemsel etkisini karşılaştırarak analiz eder. Bu tezin amacı feminist karşı-ütopya romanlarında kadın karakterlerin edebiyatta tarihsel olarak daha cesur ve umut vadeden karakterlere dönüştüğünü göstermektir. Giriş bölümünde ütopya, karşı-ütopya, erkek ve kadın karşı-ütopya yazınları genel açılarıyla ele alınıp karşılaştırılır. İlk bölümde Angela Carter'ın Heroes and Villains romanındaki kadın karakter Marianne'in karşı-ütopya dünyasına bakışının umutsuzlukla dolu olduğunu ve bunu kabullenişinin altında yatan pasifliğini anlatır. Nitekim, Marianne bu umutsuzluk içinde hayatta kalan bir kadın karakterdir. İkinci bölüm Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü'ndeki Offred karakterinin umutsuz bakış açısını sunar. Offred, karşı-ütopyayı umutsuz bir şekilde karşılar ve yaşadığı karşı-ütopya dışında bir hayat düşler. Nitekim, bu karşı-ütopya'dan kaçar. Üçüncü bölümde Suzanne Collins'in üçlemesi Açlık Oyunları, Ateşi Yakalamak ve Alaycı Kuş romanlarındaki ana karakter Katniss'in yine umutsuz karşı-ütopyada önceki işlenen romanlara ve karakterlerin analizlerine tam zıt olarak umut aşılayan bir karakter ve kahraman olduğu gözlemlenir. Katniss karşı-ütopyayı sonlandırarak ütopyaya dönüştürür. Bu tez, feminist yazarların yaşam mücadelelerine tepkileri doğrultusunda, kadınlar tarafından yazılan karşı-ütopyalardaki kadın kahramanların edebiyatta giderek daha umutlu hale geldiğini göstermek amacıyla bu üç feminist karşı-ütopyalara odaklanmaktadır.