Soğuk savaş dönemi siyasi propaganda kapsamında tarihyazımı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyasal Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİKE ÖMER

Danışman: Güven Gürkan Öztan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Toplumsal tarih algısı, kolektif kimliğin şekillenmesinde ve ortak aidiyet duygusunun gelişmesinde önemli bir rol oynar. Kitlesel boyutta benimsenen bir tarihsel anlatı, bireylerin ortak deneyimler ve değerler aracılığıyla daha geniş bir toplulukla bağlantı kurmalarını ve kendi benliklerini aşan bir gaye ile özdeşleşmelerini sağlamaktadır. Tarihyazımı, toplumdaki baskın zihniyeti oluşturan temel bileşenler arasında yer aldığından, güçlü bir propaganda aracı haline gelmiştir. Bu nedenle siyasi yapılanmalar ve çıkar grupları, gündemlerini desteklemek ve kamuoyunu etkilemek için sıklıkla tarihyazımına yön vermeye çalışır. Soğuk Savaş döneminde yürütülmüş olan siyasi propaganda, tarihyazımının kamuoyunun inşasında oynadığı rolü yakından inceleme fırsatı sunmaktadır. Bu dönem içerisinde meydana gelen tarihsel paradigmalar, akademik çevrelerden popüler kültüre kadar pek çok alanda varlığını sürdürmektedir. ABD ile Sovyetler arasındaki yoğun ideolojik yarış ve çıkar çatışması beraberinde oluşturulmuş olan stereotipler, tarihyazımının anti-faşizm ve anti-komünizm gibi politik doğrucu yaklaşımların etkisi altında kalmasına neden olmuştur. Özellikle II. Dünya Savaşı üzerine yapılan değerlendirmeler, dünya genelinde belli başlı kalıpların içine sığdırılmış ve neredeyse sansürcü bir tutum beraberinde çizilen sınırların içinde hapsolmuştur. Akademik bir disiplin dahilinde stereotiplerin hâkim olması, bu disiplini bilimsellikten uzaklaştırmakta ve siyasi polemikler kapsamında sahip olduğu otoriter konumu sarsmaktadır. Tarihin dogmatik bir zemin üzerinden yorumlanmasıyla oluşturulan standart, olası bir tarih revizyonizmi için de örnek teşkil edecektir. Oluşturulacak olan yeni paradigmalar da sansürcülüğün etkisi altında gelişecek ve benzer şekilde kalıplaşmış algılar etrafında inşa edilecektir. Ortodoks tarih anlatısı aracılığıyla tabulaştırılmış ideolojilerin özellikle son dönemde popülerlik kazanmış olması, politik iklimin tamamıyla değişmesi durumunda gerçekleşebilecek revizyonist girişimlerin karakterine dair tüyo vermektedir. Bu nedenle günümüzde hala statükosunu koruyan ekolleri yeniden gözden geçirmek, yaşanabilecek siyasi bir çatışmanın rasyonel bir kulvardan ilerlemişi için önem arz etmektedir.