RELIGION AND DISCOURSE IN THE AGE OFTURBULENCE: POST-9/11 AMERICAN NOVELS
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: Necmiye Durmuş
Danışman: Birsen Banu Okutan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:11 Eylül sonrasında ABD toplumunda tecrübe edilen korku, endişe ve belirsizlik durumu, bu dönemin türbülans çağı olarak adlandırılmasına olanak vermektedir. Terörle özdeşleştirilerek, türbülans çağının sorumlusu olarak görülen İslam dini ve Müslümanlar hakkında genel olarak olumsuz bir algının oluştuğu gözlemlenmektedir. Söylemlerin değiştirici ve dönüştürücü gücünün yadsınamayacağı gerçeğinden hareketle, 11 Eylül saldırıları sonrasında üretilen ve sürekli yeniden üretimi yapılan İslam dini ve Müslümanlar hakkındaki olumsuz söylemlerin toplumsal etkisi önemli olmaktadır. Toplumsal olanın birer izdüşümü olarak kabul edilebilen romanlar, sosyolojik metinler olarak değerlendirildiğinde söylemlerin üretimi için elverişli bir imkân ortaya koymaktadırlar. İslam dini ve Müslümanlar üzerinden üretilen özellikle olumsuz söylemler, 11 Eylül sonrası dönemde yazılan romanlar içerisinde kendilerine yer bulmakta ve böylece romanlar bu tür söylemlerin yeniden üretildiği sosyolojik araçlara dönüşmektedirler. Bu çalışmada, 11 Eylül sonrasında yazılan romanlar içerisinden beşer yıl arayla yayınlanan Terrorist (2006), The Submission (2011) ve All We Have Left (2016) adlı romanlar incelenerek, yazarların İslam ve Müslümanlar hakkında ürettikleri söylemler, söylem ve içerik analizlerinden faydalanılarak ortaya çıkarılmaktadır. Bu söylemlerin nitelikleri, okuyucu yorumları örneğinde toplumda nasıl yankı buldukları ve geçirdikleri değişiklikler tahlil edilmektedir. Bu tahlil sonucunda, incelenen romanlarda Oryantalist söylemlerin yeniden üretildiği, korku ve tekinsizlik durumuyla özdeş türbülans çağını besleyen söylemlerin üretildiği, bu söylemlerin toplumsal etkisi okuyucu yorumları örneğinde yadsınamasa da bu konuda daha ayrıntılı çalışmalara gereksinim olduğu ve 11 Eylül sonrasındaki on beş yıllık süre içerisinde kısmi değişiklikler hariç olumsuz söylemlerin süregeldiği görülmektedir.