İki farklı preoksijenasyon tekniğinin değişik ASA gruplarında etkinliğinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HANDE SİMTEN DEMİREL ÇİTÇİ

Danışman: Ali Emre Çamcı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Preoksijenasyon anestezi indüksiyonundan önce kas gevşetici etkisinin yerleşmesine ve endotrakeal entübasyon yapılıncaya kadar geçen süre içinde hastanın % 100 oksijen ile solutularak fonksiyonel rezidüel kapasitesinin (FRK) oksijenle doyurulmasıdır. Preoksijenasyon için çeşitli teknikler geliştirilmiştir. Bu değişik tekniklerdeki ortak amaç alveolleri hızla denitrojenize etmek ve apneik dönemde ihtiyaç duyulacak oksijeni depolamaktır. Tidal hacim soluması, derin nefes teknikleri veya CPAP eşliğinde preoksijenasyon belli başlı yöntemlerdir. Bugüne dek preoksijenasyon ile ilgili yapılan çalışmalarda, sağlıklı gönüllüler, obezler, gebeler ve çocuklar gibi özellikli hasta grupları incelenmiş, teknik ve süre ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Değişik ASA gruplarının hangi yöntemden daha fazla yarar görebileceği incelenmemiştir. ASA statüsü yükseldikçe anestezistin preoksijenasyona ilişkin tutum ve stratejileri değişebilir. Bu değişiklikleri dayandıracak araştırmalar ise literatürde yeterli sıklıkta yapılmamıştır. Bu nedenle, çalışmamızda ASA hasta gruplarında risk statüsü ASA I-II ve III gibi değişen hasta gruplarında hangi preoksijenasyon tekniğinin daha etkin olduğunu araştırmayı amaçladık.Bu amaçla ASA I-II ve III statüsüne mensup 80 hastada iki farklı yöntemle preoksijenasyon yapıldı. Birinci yöntem normal tidal volum ile preoksijenasyon, ikinci yöntem ise 10cm H2O basınç ile CPAP uygulaması idi. Yöntemler arası geçişte hastalar 8-10 dakika maske olmaksızın oda havasında solutuldu. FEO2 başlangıç değerine indiğinde bir sonraki preoksijenasyon denemesi yapıldı. Her iki yöntem esnasında soluk sonu oksijen fraksiyonu (FEO2) % 90 olarak görüldüğü zaman ( tFEO2) kayıt edildi. Bu süre, yani soluk sonu oksijen fraksiyonunun % 90'a ulaşma süresi çalışmanın temel çıktısı olarak belirlenerek yöntemlerin ASA statüleri farklı hastalarda etkinliği araştırılmış oldu.ASA I grubu hastalar diğer hastalara göre daha gençti. Her iki preoksijenasyon yönteminde de ASA statüsü yükseldikçe FeO2'nin % 90 olması için gereken sürenin kısaldığı saptandı. CPAP yöntemi uygulamasının tüm ASA gruplarında preoksijenasyon işlemini istatistiki olarak kısalttığı görüldü.Preoksijenasyon modeli olarak kullandığımız CPAP ve tidal volum yöntemlerinin karşılaştırıldığı çalışmamızda hangi yöntem kullanılmış olursa olsun, hastaların ASA statüsü yükseldikçe preoksijenasyon için gereken sürenin kısaldığı, ASA I hastalarda daha uzun bir preoksijenasyon süresine ihtiyaç duyulduğu sonucuna varıldı. Ayrıca preoksijenasyonda CPAP uygulaması ile, hastaların ASA statüleri ne olursa olsun daha kısa sürede hedef parametrelere ulaşıldığı gösterildi.