İbn Sînâ Sonrası İslam Felsefesinde Cisim Teorisi: Hikmetü'l-'Ayn ve Şerhleri Çerçevesinde
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Mehmet Sami Baga
Danışman: Ömer Mahir Alper
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Cisim başlığı farklı açılardan çeşitli disiplinlerin konusu olabilir. Sözcüğün ifade ettiği anlamların oluşturduğu küme semantik bir incelemenin konusu iken cismin ilkelerinin tespiti ve ispatı metafizik bir incelemeyi gerektirir. Yine mümkün bir mahiyet olarak cismin nasıl varlık kazandığı ve bu süreci yönlendiren ilkelerin neler olduğu, "bir"likten (Zorunlu Varlık) çokluğun nasıl meydana geldiği sorusu etrafında metafizikten tabiat felsefesine uzanan bir dizi soruşturmayı gerektirir. Ayrıca cisim, harekete konu olması bakımından da tabiat felsefesinde incelenir. 13. yüzyılda telif edilen muhtasar bir felsefe klasiği olan Hikmetü'l-'ayn, üzerine yazılan şerh ve haşiyelerle felsefî bir gelenek oluşturmuştur. Eserin müellifi Necmeddin el-Kâtibî (ö. 675/1276), İbn Sînâcı felsefenin Fahreddin er-Râzî'nin (ö. 606/1210) süzgecinden geçmiş yeni bir merhalesini temsil eder. Onun bu eseri hem içerik hem de üslup bakımından Râzî'nin izlerini taşır. Kâtibî'nin talebeleri İbnü'l-Mutahhar el-Hillî (ö. 726/1325) ve Kutbüddin Şîrâzî'nin (ö. 710/1311) yanı sıra Muhammed b. Mübârekşâh el-Buhârî (ö. 784/1382'den sonra) eserin önemli şârihleri arasında sayılırken, Seyyid Şerif Cürcânî (ö. 816/1413) ise kuşkusuz en önemli muhaşşî olarak görülür. Bu çalışmada cismin sözcük anlamından başlayarak onun metafizik ilkeleri, varlığa gelişi ve ilişenleri Hikmetü'l-'ayn ve şerhleri çerçevesinde incelenmiştir. Bu incelemede cisimle ilgili hangi problemlerin devralındığı tespit edilerek bunların nasıl tartışıldığı, ne tür değişim ve dönüşümler geçirerek nereye doğru evrildiği takip edilmiştir.