Marksizm'de ulusal sorun ve self determinasyon tartışmaları: Rosa Luxemburg ve Vladimir Lenin üzerinden karşılaştırmalı inceleme


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OZAN BAYKUT

Danışman: Gül Pınar Gülboy

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Marksizm ve ulusal sorun konusu 19. yüzyıldan günümüze uzanan ve en az 150 yıllık geçmişe sahip düşünce birikimini içermektedir. Ulusal sorun, işçi sınıfının uluslararası niteliğiyle dünya devrimine giden yolda, Marksistler tarafından çözüm önerileri getirilen ve bu konuda da ayrışmalara sebep olan bir yapıya sahip olmuştur. İşçi sınıfının ve insanlığın nihai kurtuluşuna giden yolun demokratik olabilmesinin ön koşulu olarak, ulusal baskı biçimlerinin kaldırılması gerektiği noktasında Marksistler hem fikir olmuştur. Ancak bazı Marksistler bu sorunda daha göz ardı edici bir tutum alırken, Vladimir Lenin, Rosa Luxemburg, Otto Bauer ve Josef Stalin'in aralarında bulunduğu Marksistler bu sorun üzerine teori üretmişler ve farklı çözüm yolları önermişlerdir. Bu çözüm yollarından bazıları Sovyetler Birliği örneğinde pratiğe çevrilmiştir. 20. yüzyılda dünyada yaşanan kitlesel savaşlar, sömürgecilik karşıtı hareketler ve ulusal kurtuluş savaşları self determinasyonun da pratikte ne tür bir anlam kazandığını göstermiştir. Ayrıca yaşananlar, ulusal sorun ve self determinasyon konularının odağını Avrupa'dan dünyanın farklı bölgelerine taşımıştır. Vladimir Lenin ve Rosa Luxemburg da ulusal sorun ve self determinasyonu ele alırken Birinci Dünya Savaşı arifesinde ve sırasında konuyu tartışmışlardır. İki siyasetçinin çabaları hem ulusal sorunun çözümüne hem de uluslararası işçi sınıfını Birinci Dünya Savaşı'nın tarafı olmaktan çıkarmaya ve onu özgürleştirmeye yöneliktir. Lakin, bu konudaki yöntemleri onları ayrıştırmıştır. Lenin ayrışmada self determinasyon hakkını savunmuş ve bağımlı halklara vurgu yapmış, Luxemburg ise küçük ulusların edilgenliğini baz alarak ekonomik bağımlılık ve güç ilişkilerinin belirleyiciliğini esas almıştır. Bu çalışmada öncelikle ilgili kavramların anlamlarını incelenerek, tarihsel olarak farklı Marksistlerin düşünceleri ele alınacak ve Vladimir Lenin ile Rosa Luxemburg'un ulusal sorun ve self determinasyon konularındaki görüşleri günümüzdeki durum da göz önünde bulundurularak analiz edilecektir.