İntraselüler Motor Proteinini Kodlayan Kinesin Family Member 26B Geninin Oral Malin ve Premalin Lezyonlarda Epigenetik Biyobelirteç Potansiyelinin İncelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Onkoloji Enstitüsü Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FULYA KARAYEĞİT

Danışman: Semra Demokan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Oral skuamöz hücreli karsinom (OSCC), dünyada yıllık gözlenen oral kanserlerin %90'dan fazlasını oluşturmaktadır. Beş yıllık genel sağkalım ve hastalıksız sağkalımın sırasıyla %47 ve %74 olduğu tahmin edilmektedir. Oral premalin lezyonların (OPML) erken teşhisi oldukça önemlidir, çünkü geç evrelerde, şiddetli displaziye ve skuamöz hücreli karsinomlara dönüşme riskleri oldukça yüksektir. Epigenetik mekanizmalar doğrudan ya da dolaylı olarak gen ifadesini kontrol eder. Genin promoter bölgesinde lokalize CpG adacıklarındaki sitozin nükleotidinin 5. karbonuna metil grubu eklenmesiyle oluşan DNA metilasyonu, epigenetik gen düzenlenmesi için kapsamlı bir şekilde karakterize edilmiş bir mekanizmadır. Karsinogenezde en fazla görülen epigenetik değişiklik, tümör supresör genlerin promoter bölgelerindeki DNA metilasyonu sonucu gen ifadesinin baskılanmasıdır. Prof. Dr. Semra Demokan ve ark. yaptığı TÜBİTAK-SBAG-114S497 no'lu projede elde edilen array verilerine göre KIF26B geninde metilasyona bağlı olarak ekspresyon seviyelerinde azalma gözlenmiştir. Yaptığımız çalışmada, OSCC tanılı 30 hasta ve OPML tanılı 30 hastaya ait tümör, eşlenik normal doku ve vücut sıvıları (serum ve tükürük) ile 15 sağlıklı bireye ait normal mukoza, vücut sıvılarında KIF26B geninin metilasyon ve ekspresyon seviyeleri incelendi. Çalışmamızda sağlıklı gruplarından elde edilen veriler ile OSCC ve OPML hasta grupları arasındaki moleküler farklılıklar ve klinik bilgiler karşılaştırılarak, KIF26B'nin kanserin erken tanısında kullanılabilecek bir biyobelirteç olabilme potansiyeli araştırıldı. KIF26B genindeki ekspresyon seviyesinin belirlenmesinde QRT-PCR yöntemi, metilasyon seviyesinin belirlenmesinde ise QMSP yöntemi kullanıldı. Metilasyon ve ekspresyon oranları belirlenip, metilasyona bağlı ekspresyon kaybı incelendi. Yaptığımız deneyler sonucunda; OSCC hastalarının tümör dokusunda eşlenik normal dokuya oranla %40'ında (12/30) ekspresyon seviyesinde azalma, %33,3'ünde (10/30) ekspresyon seviyesinde artma gözlemlendi, %26,7'sinde (8/10) ise değişikliğe rastlanmadı. OPML hastalarında LP, OL, OLD alt gruplarında sırasıyla; %38,5 (5/13), %42,9 (3/7), %40 (4/10) oranında ekspresyon seviyesinde artma görülürken, ekspresyonda azalma ise sırasıyla; %30,8 (5/13), 28,6 (2/7), %20 (2/10) oranında gözlemlendi. OSCC hastalarından %16,7 (5/30)'sına ait tümör dokusunda genin promoter bölgesinde metilasyon gözlenirken, eşlenik normal doku ve serum örneklerinde metilasyona rastlanmadı. Metilasyon saptanan hastaların hepsinde ekspresyon seviyesinde azalma mevcuttur. OSCC ve OPML hasta gruplarında meydana gelen ekspresyon seviyesindeki değişiklikler ile klinik parametreler karşılaştırıldığı zaman anlamlılık görülmesine rağmen düşük oranlarda gözlemlenen metilasyonun, değişen ekspresyon seviyeleri üzerinde bir etkisi olmadığı gözlenmiştir. OSCC ve OPML hasta gruplarındaki ekspresyon seviyesindeki değişiklerden oral kavite karsinogenezinde meydana gelen mutasyonlar sorumlu olabilir.