DİJİTAL MEDYANIN ETKİLEŞİM İŞLEVİ BAĞLAMINDA X PLATFORMU ÜZERİNDEN KİNOFOBİ İNŞASI
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İletişim Fakültesi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİMGE YILMAZ
Danışman: Aslı Gönenç
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Dijital medyanın hızla gelişmesi ve etkileşim modellerinin çeşitlenmesi, sosyal medya platformlarının toplumsal algıları, korkuları ve nefret söylemlerini şekillendirmede önemli bir rol oynamasına neden olmaktadır. Bu bağlamda çalışma, dijital medya ve sosyal medya platformlarında kinofobi kavramının nasıl inşa edildiğini ve yayıldığını analiz etmektedir. Birinci bölümde, dijital medyanın temel özellikleri, yeni medya kavramının etkileşim üzerine etkileri ve bu süreçlerin algı yönetiminde nasıl kullanıldığı ele alınmaktadır. Yeni medya, kullanıcıların birbirleriyle ve içeriklerle nasıl etkileşime geçtiğini anlamada önemli bir platform sağlamaktadır. Özellikle, yeni medyanın algı yönetimi üzerindeki etkileri, bu platformların toplumsal ve bireysel algıları nasıl şekillendirdiğini anlamada kritik bir rol oynamaktadır. İkinci bölüm, sosyal medyanın kitleler üzerindeki etkilerini ve kitle psikolojisi bağlamında nasıl bir rol oynadığını araştırmaktadır. Araştırma kapsamında, Frankfurt Okulu, Althusser, Gramsci, Innis ve McLuhan gibi düşünürlerin kuramsal yaklaşımları, sosyal medyanın bireyleri ve kitleleri nasıl yönlendirdiği ve şekillendirdiği ele alınmaktadır. Ayrıca, sosyal medya platformlarının algı yönetimi aracı olarak nasıl kullanıldığı ve toplumsal denetim mekanizmaları üzerinde oynadığı rol de incelenmektedir. Bu platformlar, bireylerin psikolojik ve sosyal dinamiklerini derinden etkileyerek, toplumsal normlar ve düşünce kalıplarının yeniden üretilmesine aracı olmaktadır. Üçüncü bölüm, sosyal medyada nefret söylemi kavramını derinlemesine ele almaktadır. Bu bağlamda medya ve dil ilişkisi, söylem ve dilin egemenlik aracı olarak kullanılması, nefret söyleminin toplumsal düzeyde nasıl inşa edildiği ve yayıldığı üzerine odaklanılmaktadır. Aynı zamanda nefret söyleminin temel unsurları olan kalıp yargılar, önyargı, ayrımcılık, damgalama ve ötekileştirme kavramları detaylı bir şekilde incelenmektedir. Çalışma, sosyal medya platformlarında, özellikle X platformunda nefret söylemin ile kinofobinin dilsel araçlar ve söylemlerle nasıl güçlendiğini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında kinofobi, özellikle köpeklere yönelik korku ve nefretin sosyal medya üzerinden nasıl bir söylem inşasıyla yayıldığını gösteren önemli bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Son bölümde, kinofobi söyleminin hangi dilsel ve söylemsel unsurlar etrafında şekillendiği ve bu unsurların sosyal medya kullanıcıları arasında nasıl yaygınlaştığı detaylı bir şekilde incelenmiştir. X platformunda yapılan analizlerde, kinofobiye ilişkin söylemlerin sıklıkla "köpek," "çocuk," "sokak" gibi belirli kelimeler etrafında toplandığı görülmüştür. Frekans analizleri, kelime bulutları, ikili ngram kelime bulutları ve kelime ağ analizleri gibi çeşitli veri görselleştirme yöntemleri, bu kelimelerin toplumsal korku ve önyargıları nasıl pekiştirdiğini göstermektedir. Özellikle "köpek" ve "çocuk" kelimelerinin yüksek frekansla kullanılması, kinofobi söyleminin toplumun belirli kesimlerinde ne kadar yaygın olduğunu ve bu korkuların sosyal medya aracılığıyla nasıl daha da güçlendiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın bulguları, X platformundaki kinofobik söylemin büyük oranda negatif bir duygu yapısı etrafında şekillendiğini ve nefret söyleminin dilsel araçlarla nasıl pekiştirildiğini göstermektedir. Negatif duygu analizleri, kinofobiye dair içeriklerin büyük bir kısmının olumsuz ve korku dolu söylemler barındırdığını ortaya koyarken, merkezilik ve ilişki haritası analizleri, kinofobik içerikleri yayan ve bu söylemin inşasında etkili olan merkezi düğümleri tespit etmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma dijital medya ortamında kinofobi söyleminin nasıl inşa edildiğini ve sosyal medya aracılığıyla nasıl yayıldığını kuramsal ve metodolojik çerçevede ele almaktadır. Elde edilen bulgular, kinofobik söylemlerin sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde etkili olduğunu ve bu söylemlerin sosyal medya platformları üzerinde hızlıca yayılarak kitleler üzerinde korku ve nefretin artmasına yol açtığını göstermektedir.