Diasporaları kapsamak: Ulusötesi kimlik muhafaza mekanizmaları. Almanya'daki DİTİB, İGMG ve AABF örnekleri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CARLOS ORTEGA SÁNCHEZ
Danışman: Güven Gürkan Öztan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Türk dinî kurumları, hem devlete bağlı hem de devlet dışı aktörler olarak, Avrupa'daki Türk diasporasında ulusötesi kimliklerin oluşumu ve korunmasında giderek artan bir rol oynamaktadır. Türk devleti, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Almanya kolu olan Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) aracılığıyla, diaspora topluluklarının karşılaştığı zorluklar karşısında dinî ve kültürel sürekliliği desteklemektedir. Buna karşılık, Millî Görüş İslam Toplumu (İGMG) ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) gibi devlet dışı kuruluşlar, kendi özgün kimlik modellerine uygun alternatif hizmetler ve söylemler geliştirmektedir. 1960'lardan bu yana Almanya'da genişleyen bu kurumlar, cenaze fonları, dinî eğitim, sosyal hizmetler ve resmî müzakereler gibi çeşitli diaspora katılım araçları kullanarak farklı kimlik modelleri üretmekte ve sürdürmektedir. Ancak akademik ilgi genellikle devlet merkezli diaspora politikalarına yoğunlaşmış; dinî kurumların karşılaştırmalı biçimde nasıl farklı aidiyet biçimleri geliştirdiği yeterince incelenmemiştir. Özellikle Alevi topluluklarının seküler ve çoğulcu yaklaşımları literatürde sınırlı yer bulmuştur. Bu çalışma, DİTİB, İGMG ve AABF'nin kimlik muhafaza mekanizmalarını analiz ederek bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Kurumsal arşivler, medya içerikleri ve üç kurumdan uzman ve dinî liderlerle yapılan 50 derinlemesine mülakat dâhil birincil kaynaklara dayanarak şu soruya yanıt aranmaktadır: Almanya'daki Türkiye kökenli dinî kurumlar, ulusötesi diaspora katılım araçları aracılığıyla farklı kimlik modellerini nasıl muhafaza edip teşvik etmektedir? Bulgular, bu kurumların dinî ve kültürel sürekliliği pekiştirdiğini, ayrımcılık ve asimilasyon karşısında destek sağladığını ve ulusötesi–nesiller arası bağları güçlendirdiğini göstermektedir. Böylece çalışma, diasporadaki kimlik oluşumuna dair çok katmanlı ve karşılaştırmalı bir perspektif sunmaktadır