Yapay zekâ felsefesinde felsefi işlevselciliğin eleştirisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TARIK TAZEGÜL
Danışman: Necati Murad Omay
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İşlevselciliğe göre bilişsel durumlar, bilişsel durumların gerçekleştiği materyalin yerine getirdiği işlevlerin sonucunda meydana gelir. Bu işlevleri yerine getirebilecek herhangi bir maddi yapının kendisi de yine bilişsel durumlara sahip olabilir. Yapay zekâ felsefesi bakımından işlevselcilik ise farklı bilgi ve bilim alanlarındaki kullanımlarıyla beraber düşünülmelidir. Yapay zekâ felsefesi içerisinde insan zihninin çözümlenmesi ve modellenmesi çalışmalarında farklı işlevselcilikler karşımıza çıkmaktadır. Bu eleştiride ele aldığımız bilgisayımsal-temsil işlevselciliği ise Ned Block'un işlevselcilik tasnifine dayanmaktadır. Bilgisayımsal-temsil işlevselciliği, zihin durumlarının işlevlerinin programlar vasıtasıyla temsil edildiği ve bu temsili yapının bilgisayarlar üzerinde gerçekleştirildiği bir düşünce üzerinde şekillenmektedir. Bilgisayımsal-temsil işlevselciliğinin eleştirimiz içerisindeki ele alınışı, onun yalnızca bir bilgisayar bilimi tartışması olarak değil ama aynı zamanda yapay zekâ felsefesinin asli tartışma unsurlarından biri olduğu düşüncemize dayanmaktadır. Bu vesileyle eleştirimizin "felsefi işlevselciliğin eleştirisi" olarak adlandırılmasını uygun gördük. Bu adlandırma yalnızca bilgisayımsal-temsil işlevselciliğini felsefi bir tartışma olarak yeniden ele almayı imlemez, aynı zamanda bu tartışmayı yapay zekâ felsefesine farklı alanlardan taşınan antropomorfik tasarımlarla birlikte ele almayı da imler. Böylece eleştirimizdeki amacımız ilk adımda yapay zekâ felsefesi tartışmalarının asli unsurlarının belirlenmesi amacını taşımaktadır. Çünkü mitsel ve edebi kurgular olarak kimi özne tasarımlarının bedensel veya davranışsal olarak antropomorfik bir tarzda düşünüldüğü ve bu düşünmenin felsefe öncesi/sağduyusal bir düşünme olarak yapay zekâ felsefesi içerisinde ortaya konmaya çalışıldığı görülmektedir. Eleştirimizdeki iddialarımızdan biri böyle bir düşünmenin yapay zekâ felsefesinde faillik, ahlakilik vb. gibi temel tartışmaların ilerletilmesinde belirleyici olamayacağıdır. Eleştirimizdeki diğer iddiamız ise, bilgisayımsal-temsil işlevselciliği temelinde inşa edilecek bir yapay zekâlı sistemin bir zihne sahip olmak ve fail niteliği kazanmak bakımından kimi statüleri elde edemeyeceğidir. Eleştirimizdeki temel iddialarımızı ortaya koyabilmek için ilk adımda felsefi işlevselciliği metafelsefi olarak inceledik. Bu tavırdaki antropomorfik ögeleri tasnifledik ve bu ögelerin felsefi bir tartışmanın belirleyici unsurları olamayacaklarını vurgulamaya çalıştık. Öte yandan yapay zekâ felsefesi içerisinde fizikalizmin aşırı kullanımlarına dikkat çekmek istedik. Böylece fizikalizmi, bu tavra getirilen eleştirilerle birlikte yeniden ele alarak yapay zekâ felsefesindeki örtük kabulleri yeniden değerlendirmeye çalıştık. Bilgisayımsal temsil işlevselciliğinin dayandığını düşündüğümüz temel bilimler olarak matematiği, mantığı ve kimi doğa bilimlerini ele aldık. Bu işlevselciliğin temelinde yer alan temel tavır olarak biçimselciliğin matematiksel ve mantıksal dayanaklarını bu alanların önde gelen tartışmalarına giderek yeniden incelemek istedik. Böylece sağduyu bilgisinin temsili, biçimselleştirmeye direnen nitelceler ve fenomenal deneyimin unsurları gibi birçok hususu da biçimsel sistemler üzerinden ele almaya çalıştık. Ayrıca matematik ve mantık bilimlerinin tam ve tutarlı alanlar olarak düşünüldüğü bilgisayımsal-temsil işlevselciliğine karşı olan kimi matematiksel itirazlar üzerinde de durmak istedik. İnsan zihninin nöral ateşlemelere indirgendiği bilgisayımsal temsil işlevselciliğinin doğa bilimlerine dayanan kabullerini de fizikalizme getirilen eleştiriler, determinizm-indeterminizm tartışmaları, kaos ve kuantum kuramları gibi hususlar üzerinden değerlendirmeye çalıştık. Tüm bu ele almalar neticesinde yapay zekâ felsefesi bakımından bilgisayımsal temsil işlevselciliğinin temelindeki tartışmaları açık kılmayı arzuladık. Ayrıca bu bölümdeki bir diğer amacımız felsefi işlevselciliğin yaygın felsefe yapma yöntemi olarak bu tavırda halihazırda kullanılan varsayımların sürmekte olan tartışmaların bir unsuru olarak değil, tamamlanmış tartışmaların bir ürünüymüş gibi kullanıldığını vurgulamak olmuştur. Eleştirimizin ikinci bölümü "yapay zekâ" kavramının kavramsal incelemesine eğilmektedir. Literatürdeki yapay zekâ tanımlarını incelediğimiz çalışmamızda mevcut tanımların çoğunun zihnin algoritmalara indirgenebileceği düşüncesi etrafında temellendirildiği görülmektedir. Biz ise eleştirimizde zihnin, problem çözmeye ilişkin adımlar olarak algoritmalara indirgenebileceğine ilişkin destekleyici ve karşı görüşleri ele aldık. Ayrıca algoritmaya indirgenemeyecek zihin yetilerinin neler olabileceği üzerinde durduk. Zihnin algoritmalara indirgenebileceği düşüncesinden hareketle sembolik ve nöral ağ sistemleri üzerinde gerçekleştirilecek yapay zekâ sistemlerinin zihin sahibi olabileceği ileri sürülmektedir. Çalışmamız içerisinde bu sistemleri semantik içeriğin temsili, gündelik bilginin kapsanması ve bu sistemlerin kullanımdaki başarıları üzerinden incelemeye çalıştık. "Yapay zekâ" kavramını ele almayı zorlaştıran "doğal zekâ" ve "yapay zekâ" ayrımlarına yer verdik. Böylece "doğal zekâ" kullanımına alternatif olarak "canlı zekâsı" kullanımını önerdik. Eleştirimiz zihin gibi birçok yetiyi içeren bir yapının zekâ gibi yalnızca hesaplama ve problem çözmeye ilişkin bir yetiye indirgenmesi çabasını da yeniden değerlendirmektedir. Kavramsal incelememizin son bölümünde ise yapay zekâlı varlıkların zihin sahibi olduklarının kabul edilmesi durumunda ahlaki özne olarak da kabul edilebileceklerine ilişkin iddianın, yapay zekâlı varlıkların zihin-beden ilişkisi bakımından olanakları üzerinden bir eleştirisini sunduk. Eleştirimizin son bölümünde ise birinci ve ikinci bölümlerde yöntemsel ve kavramsal olarak ele aldığımız felsefi işlevselciliğin eleştirisini sunmayı amaçladık. Böylece işlevselcilik eleştirisi özelinde bilgisayımsal-temsil işlevselciliğinin felsefi bir açıdan eleştirisini sunmayı istediğimizi açık kıldık. Bilgisayımsal-temsil işlevselciliğine temel sağlayan bilgisayar bilimi üzerindeki kimi tartışmalara da çalışmamızda yer verdik. Matematikteki fonksiyonlar ile algoritmalar arasındaki nitelik farkından hareketle yapay zekâlı varlıklardaki yönelimselliğin kökenini sorguladık. Matematiksel-mantıksal temelde inşa edilen bir yapay zekâlı varlığın özsel sorunlarından biri olarak durma sorununu ele aldık. Durma sorununun yapay zekâlı bir varlığın insan zihnine denk veya onu aşan bir sahipliği elde etmek konusunda yapay zekâlı varlıklara bir engel teşkil ettiğini ileri sürdük. Simülasyonlar ile gerçeklik tasarımlarımız arasında bir ontolojik ayrım bulunduğu vurguladık. Transistörler ile sinir hücreleri arasında bir nitelik farkı olduğu üzerinde durduk. Son tahlilde ise felsefi işlevselci bir perspektiften yapay zekâ ve sanat ilişkisi üzerinde süregelen kimi tartışmalara ve itirazlara değinmek istedik.