RUS DIŞ POLİTİKASINDA YENİ AVRASYACILIK YAKLAŞIMI VE HAZAR'IN STATÜ SORUNU.


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YEŞİM YEDİDAĞ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): AHMET ÖZTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Avrasya kavramı ilk olarak, 19. yüzyılda Asya ve Avrupa kıtalarının tümünü betimlemek amacı ile literatüre kazandırılmıştır. 20. yüzyılda ise Bolşevik Devrimi sebebi ile Rusya'yı terk etmek zorunda kalan kesimlerin, vatanlarının geleceği için geliştirdikleri fikirler ve politikaların tümüne teorik bir tanımlama yapmak amacı ile Avrasyacılık terimi kullanılmaya başlanmıştır. İlk dönemlerine Klasik Avrasyacılık denilen bu yaklaşım, siyasetten tarihe, kültürden sanata hatta dine birçok alanda Rusya'nın Batılı devletlerden farklı olduğunu savunmaktadır ve Batı yönlü yozlaştırıcı etkileri reddetmektedir. Rusya'nın yaşadığı siyasi değişimlerle birlikte bir süre sessiz kaldıktan sonra, Sovyetler Birliği'nin siyasi ve ekonomik olarak çöküşe geçtiği dönemler ile yeniden gündeme gelmiştir. Yeni Avrasyacılık olarak ortaya çıkan bu yaklaşım bugün Rus Dış Politikasını şekillendiren temel yaklaşımların başında gelmektedir. Bu arada, Rusya'nın hem geçmişte hem de özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra şiddetlenen, yakın nüfuz bölgesi olarak ve Avrasya olarak tanımladığı coğrafyada önemli sorunlarla karşılaştığı görülmektedir. Rus dış politikasını Çarlık Rusya'sı döneminden beri meşgul eden en temel ve çözümsüz sorunların başında da Hazar'ın statü sorunu gelmektedir. Kıyıdaş devletlerin Hazar sorununa kendi ulusal çıkarları doğrultusunda farklılaşan yaklaşımlar geliştirmesi ve Hazar'ın statüsüne ilişkin olarak birbiri ile çatışan tanımlamalar yapması ve zamanla bölgede keşfedilen doğal kaynakların bölge dışı ülkelerce de ilgi ve değer görmesi sebebi ile bölgedeki durum seneler içerisinde iyice çözümsüz bir hal almıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde Hazar sorununun çözümü ve bölgedeki doğal kaynakların kıyı devletler arasında paylaşımı konusunda uzun yıllar bir uzlaşı sağlanamamıştır. 21. Yüzyıl'a gelindiğinde ise Avrasyacılık yaklaşımının Rusya'nın küresel ve bölgesel dış politikasında etkili olmaya başlaması ile birlikte, Rusya öncülüğünde çözüme yönelik çaba ve adımlar yoğunlaşmıştır. Rusya'nın Avrasyacılık yaklaşımı üzerinden, hem ulusal çıkarları açısından hem de küresel ve bölgesel güçlerle bulunduğu rekabet içinde Avrasya bölgesinin tümünde ekonomik ve siyasi olarak nüfuz sahibi olma amacı, bu sürecin 2018 yılında bir sonuca varabilmesine olanak tanımıştır.