Arnavutluk'ta Çokkültürcülük : Soğuk Savaş ve sonrası


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Pranvera QYRDEDİ

Danışman: Edip Asaf Bekaroğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Balkanlar bölgesinde, Arnavut tarihinin değerlendirmesi, çokkültürlü bölgenin siyasi gelişmelerine bağlı olarak yapılmaktadır. Siyasi gelişmeler doğrusal olmamıştır, fakat kayıta geçmemiş dönemler olmuştur. Ateizm, Hristiyanlık ve İslam'dan etkilenmiş ve asimile edilmiş toplumlar, zengin ve rengârenk kültürel mozaiğin oluşmasına zemin yaratmıştır. Başka sistemlerin bir parçası olması, Arnavut tarihinde ve Doğu-Güney yerleşimlerin ilişkileri arasında avantajlar ve dezavantajlar yaratmıştır. Örf ve adet hukukunun, dini kurallardan üstün olması ataerkil sistemin temellerini oluşturmuştur. Arnavut sosyal sisteminin temelleri: Şeref sözü, vefa borcu ve inanç, hem yabancı hem Arnavut yazarları etkilemiştir ve onlar tarafından dile getirilmiştir. İslam, Katolik ve Ortodoks dinlerinin bir arada var olması, yüzyıllar boyunca çatışmasız bir ortamla sonuçlanmıştır. Dışarıdan gelen müdahaleler ve yönetim sistemleri, Arnavutlar arasındaki vatanseverlik hissini geliştirmiştir. Komünizm, ülkeyi ve Arnavut halkı 50 yıl boyunca izole etmiştir. Vatanseverlik ve izolasyon, Arnavut örf-adetlerini, geleneklerini ve sosyal sistemin değerlerini korumuştur ve sürdürmüştür; nadir bir örnek ortaya çıkararak farklılıkların, bir arada yaşayan insanları nasıl yakınlaştırabildiğini göstermiştir. Devlete ve devletin takip ettiği politikalara karşı güvensizlik, halkı inanca veya göç etme çözüme yönlendirmektedir; çünkü halk yöneten güçleri, Güneydoğu ülkelerinin durumlarındaki kötüye gidişin ana sebebi olarak görmektedir. Arnavutluk'ta uzun süren demokrasiye geçiş döneminden dolayı, ülke Avrupa Birliğine entegrasyon ve genişleme politikalarını takip etmek zorundadır çünkü ekonomik zorluluklarla baş edebilmek için AB ülkeleri önemli bir rol oynamaktadır. 1990'lı yıllar Komünist ülkelerden gelen büyük göç dalgaları ile anılmıştır ve sonrasında Arap Baharı değişimleri devam etmiştir. Hoşgörünün yerini, Müslüman ülkelere ve İslam'a karşı önyargılar almıştır.