Schopenhauer'de irade ahlâk ilişkisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET UĞURLU
Danışman: Bayram Ali Çetinkaya
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma Schopenhauer düşüncesindeki ahlakın irade ile ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu eserde, Schopenhauer'in sahip olduğu ahlak ve irade yaklaşımı nedeniyle teistik düşünceye yönelik yaptığı eleştirilerinin tutarlılığı da ele alınmaya çalışılmaktadır. Schopenhauer, Kant'ın bilinemez olarak kabul ettiği numenal alanı felsefi açıdan tanımlama çabasına girmiştir. Böylece Schopenhauer, var oluşa bitmez tükenmez bir kaynak olarak kabul ettiği kendinde varlık alanını irade olarak adlandırmıştır. İradede bulunan bu var oluşa kaynaklık isteği hem cansız varlıklarda hem de insanların da dahil olduğu canlı varlıkların dünyasında mücadeleye sebep olmaktadır. Bu mücadele, acıya duyarlı olan canlıların dünyasında ızdıraplara neden olduğu için Schopenhauer yaşamı kötü olmakla nitelendirmektedir.İnsanların yaşamda var olan kötülüklerden ruhen kurtulabilmesi ve ayrıca da diğer canlılarda herhangi bir acıya neden olmaması için iradenin bireye yansıması olan isteklerden kurtulması gerekmektedir. Bu isteklerden kurtulan birey kendisinin diğer canlılarla aynı özden geldiğinin farkına varacaktır ki bu da onun herkese karşı merhametle yaklaşmasına sebep olacaktır. Aksi halde fenomenal dünyaya hapis olması kaçınılmaz olan bu birey, kendisi dahil herkese ızdırap yaşatacaktır. Bundan kurtulmanın yolu herkesin aynı iradeden husule geldiğini bilmektir.Schopenhauer bu irade ve ahlak düşüncesi nedeniyle tek tanrılı dinlere eleştirilerde bulunmaktadır. Bu dinlerin tanrıyı insan biçimci bir formda sunmalarının insanlar arasındaki mücadeleyi artırdığını ve bunun da büyük acılara kaynaklık ettiği ileri sürmektedir. Schopenhauer tek tanrılı dinlerden bahsederken kastının çoğunlukla Yahudilik ve Hıristiyanlık olduğunun bilinmesi gerekir. Bütün bunlara rağmen sahip olduğu kötümser düşünce hasebiyle, Hırisityanlık'taki düşüş inancına sıcak yaklaşmaktadır. Aynı zamanda da Hıristiyanlığın düşüş teolojisinin sonucunda oluşan engisizyon mahkemelerini de eleştirmektedir. Bu, yaşama kötümser yaklaşmanın diğer canlılara karşı her zaman merhamet üretmeyeceğini göstermesi açısından önemlidir.