Mavi Dönüşüm Kapsamında Deniz Akuakültüründe IMTA Uygulamaları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Su Ürünleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESİN BATIR

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Mustafa Yıldız

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Araştırmada, Karadeniz'de karasal sistemde Karadeniz alabalığı, midye ve makroalg ile ve Akdeniz'de açık deniz sisteminde balık, istiridye ve midye ile IMTA (Entegre multi-trofik akuakültür) çalışmaları gerçekleştirilerek, IMTA'nın canlıların büyümesine, besin maddeleri kompozisyonuna, amino asit ve yağ asit profiline ve ayrıca içinde bulunduğu suya etkisi araştırılmıştır. İlk araştırmada, karasal IMTA sisteminde 90 gün süresince Karadeniz suyu kullanılarak birbirine bağlı tanklarda ticari ekstrüde yemle Karadeniz alabalığı (Salmo labrax), Akdeniz midyesi (Mytilus galloprovincialis) ve deniz marulu (Ulva lactuca) yetiştirilmiştir. Karadeniz alabalığının ağırlığı iki katından fazla artarak 333.92 ± 6.60 g'a ulaşmış, spesifik büyüme oranında (SGR) %0.85 ve yemden yararlanma oranı da (FCR) 1.38 olmuştur. Balıklar %19.19 protein, %2.31 lipit, %70.35 nem ve %1.34 kül içeriğinin yanı sıra, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) düzeyleri sırasıyla %6.06 ve %13.50 olarak saptanmıştır. Makroalgler ise %0.34 düzeyinde SGR ve 310 ± 3.50 g ağırlık artışı ile önemli bir büyüme göstermiş, protein içeriği %13.41, EPA ve DHA seviyeleri ise sırasıyla %45 ve %70 oranında artmıştır. Makroalgin biyoremediasyon oranları nitrat için %41.4, nitrit için %66.7 ve amonyak için %90.8 olarak hesaplanmıştır. Buna karşın midyeler, -1.20±0.00 g ve -0.20% SGR ile bir ağırlık kaybı yaşamışlardır. Midye ve özellikle makroalglerin varlığı su kalitesini önemli ölçüde iyileştirerek amonyağı %92.2, nitratı %44.6 ve nitriti %75 oranında azaltmış ve genel ekosisteme fayda sağlamıştır. Bu tez araştırmasının birinci çalışmasında, karasal IMTA sisteminin ürün kalitesini ve biyoremediasyonu iyileştirerek sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliğini geliştirdiği ve makroalglerin sistem içinde önemli bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Akdeniz'de yapılan ikinci araştırmada ise, küçük (6.73±0.65 g) ve büyük (28.31±2.00 g) boyutlu istiridyeler (Ostrea edulis) çipura (Sparus aurata) çiftliğine 20 ve 600 metre mesafeye yerleştirilerek 390 gün süresince izlenmiştir. 600 metre mesafede bulunan istiridyelerin daha yüksek büyüme ve ticari değer sunduğu, bunun nedeninin istiridyenin büyüme davranışı olduğu tespit edilmiştir. Deney sonunda küçük istiridyeler 37.71±3.05 g, büyükler ise 52.65±4.18 g olmuştur. İstiridyelerin kuru et ağırlıklarından anlaşıldığı üzere Nisan-Temmuz ve Eylül-Kasım ayları arasında üremeye bağlı olarak ağırlık düşüşü görülmüştür. Büyük istiridyelerin kuru ağırlıklarına göre hesaplanan SGR deney sonunda IMTA ve Mono bölgelerinde %0.22 olarak bulunmuş, küçük istiridyelerde ise %0.39±0.08 ve %40 olarak tespit edilmiş ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Büyük istiridyelerin protein oranları yıl boyunca %4.49 ile %7.81 arasında, yağ oranları ise %0.42 ile %1.31 arasında değişmiştir. Küçük istiridyeler ise sadece Kasım ve Mart aylarında karşılaştırılarak protein oranları %5.24 ile %6.92 arasında, yağ oranları ise %0.54 ile %0.73 arasında değiştiği görülmüştür. Besin profilinin en yüksek olduğu ay Mart olarak belirlenmiştir. Deney süresince büyük istiridyelerde saptanan toplam PUFA oranı %40.68 ile %45.66 arasında, toplam amino asit oranı ise %49.86 ile %53.24 arasında değişmiştir. İstiridye ve midye gibi süzücü türlerin yetiştiriciliğinin balık çiftliklerinden orta mesafede (100-1000 m) uygulanmasının, fitoplankton artışını destekleyerek büyümeyi optimize edebileceği düşünülmektedir. Yaz aylarında artan su sıcaklıkları istiridyelerin büyümesini hızlandırırken, ölçülemeyen biyolojik stres faktörlerinden dolayı düşük yaşama oranı görülmüştür. Sonuç olarak, IMTA sistemleri atık yönetimini iyileştirirken, biyoremediasyon ve besin kalitesini artırarak sürdürülebilir akuakültüre katkı sağlamaktadır. Karadeniz ve Akdeniz'deki akuakültürden kaynaklanan besin yükünün biyomitigasyonu, iklim değişikliğine yönelik onarıcı akuakültür çabaları için önem taşımaktadır. Bu bulgular, Deniz Mekansal Planlaması (MSP) uygulamaları için yönlendirici niteliktedir.