Deleuze'de Kurum Felsefesi: Dolaylı İşlevselcilikten Dinamik Yapısalcılığa
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AZİZ ARDIÇ
Danışman: Nedim Yıldız
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, Gilles Deleuze'ün erken ve geç dönemde kuruma ilişkin düşüncelerini sistematik biçimde ele alarak, dolaylı işlevselcilikten dinamik yapısalcılığa yönelen dönüşümü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kurumsal teorinin antropoloji alanındaki iki temel çizgisi olan Bronisław Malinowski'nin işlevselciliği ve Claude Lévi-Strauss'un yapısalcılığı ele alınmış; böylece Deleuze'ün kurum felsefesinin, bu iki kurucu antropolojik perspektifle hem temas eden hem de onlardan belirgin biçimde ayrışan özgün bir bağlama sahip olduğu gösterilmiştir. Tezin ilk bölümünde, Michel Foucault'nun hükümranlık, disiplin ve denetim modelleri üzerinden geliştirdiği tarihsel-siyasal analizler kurumsal bağlamda incelenmiştir. Bu çerçeve, kurumların modern iktidar stratejileriyle iç içe geçtiğini ve Deleuze'ün düşüncesinin de bu iktidar ilişkilerindeki dönüşümle birlikte anlaşılması gerektiğini ortaya koyar. İkinci bölümde, Deleuze'ün David Hume okumalarına dayanan erken dönem düşüncesi ayrıntılandırılmış; Hume'un çağrışım ilkeleri ve özellikle sempati kavramının, kurumların toplumsal düzeni mümkün kılan alışkanlıklar üzerinden anlaşmasında Deleuze'e sağladığı katkı tartışılmıştır. Aynı şekilde, Henri Bergson'un sezgi felsefesinin ve élan vital kavrayışının da bu dönemde Deleuze'ün kurumlara ilişkin düşüncelerinin şekillenmesinde etkili olduğu vurgulanmıştır. Bu dönemde saptanan Deleuze'ün dolaylı işlevselcilik kavrayışı, Malinowski'nin klasik işlevselciliğiyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, evlilik ve mülkiyet kurumları sınırlı sempatinin aşılması ve eğilimlerin ve ihtiyaçların tatminlik prosedürlerinin belirlenmesinde örnek olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde, Benedictus de Spinoza'nın conatus ve Friedrich Nietzsche'nin güç istenci kavrayışının, Deleuze'ün geç dönem kurum eleştirilerini ve dinamik yapısalcılığa yön veren kavramları nasıl şekillendirdiği ele alınmıştır. Kurumların arzuyla ilişkili dinamik ve farklılaşan yapısı, Lévi-Strauss'un yapısalcılığından hem beslenen hem de onu aşan bir perspektifle ortaya konmuştur. Çalışma, Deleuze'ün kurumlara ilişkin düşüncesinin tek bir çizgide ilerlemediğini; aksine, farklı dönemlerdeki kavramsal gerilimler ve yön değişimleri üzerinden üretken bir çeşitlilik sunduğunu ileri sürer.